Berat ve Gjirokastër, Arnavutluk'un UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Osmanlı sivil mimarisini koruyan en önemli iki tarihi kentidir. Bin Pencereli Şehir Berat ile Taş Şehir Gjirokastër'de gezilecek yerleri ve rotaları bu rehberde bulabilirsiniz.
İçindekiler
- 01 Berat ve Gjirokastër: İki UNESCO Mirasının Karşılaştırması
- 02 Berat Gezi Rehberi: Osum Kıyısında "Bin Pencereli Şehir"
- 03 Gjirokastër (Ergiri) Gezi Rehberi: Drino Vadisi'nin Taş Kenti
- 04 Berat ve Gjirokastër'de Konaklama ve Mutfak Kültürü
- 05 İki Şehir Arası Ulaşım, Rota Planı ve Gezi İpuçları
- 06 Arnavutluk'un Taş Şehirlerini Ballıca Turizm ile Keşfedin
- 07 Sıkça Sorulan Sorular
Berat ve Gjirokastër: Taş Şehirler Gezi Rehberi arayışında olan gezginleri, Balkanlar'ın güneybatısında zamanın yavaşladığı ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde koruma altına alınmış iki açık hava müzesi karşılıyor. Osum Nehri'nin iki yakasında üst üste dizilmiş beyaz konaklarıyla "Bin Pencereli Şehir" olarak anılan Berat (Belgrad-ı Arnavut) ve Drino Vadisi'ne bakan yamaçlarda gri taş çatılı kule evleriyle yükselen "Taş Şehir" Gjirokastër (Ergiri), Arnavutluk'un en derin tarihsel mirasını oluşturuyor. Her iki şehir de sarp kaleleri, taş döşeli dar sokakları, etnografya müzeleri ve yerel mutfaklarıyla kültür odaklı gezginlere unutulmaz bir rota sunuyor. Bu rehberde, iki tarihi kenti birbirinden ayıran özellikleri, görülmesi gereken noktaları ve ideal rota planlamasını adım adım inceleyeceğiz.
Berat ve Gjirokastër: İki UNESCO Mirasının Karşılaştırması
Arnavutluk seyahati planlayanların aklına sıkça "Vaktim kısıtlıysa hangisini görmeliyim ya da ikisini aynı rotada nasıl birleştirebilirim?" sorusu gelir. Her iki kent de aynı UNESCO mirası dosyası altında korunsa da coğrafi konumları, kullanılan yapı malzemeleri ve sokak atmosferleri birbirinden oldukça farklıdır. Berat, başkent Tiran'ın güneyinde, orta-güney Arnavutluk'ta daha yumuşak hatlı bir nehir vadisinde yer alırken; Gjirokastër ülkenin en güneyinde, Yunanistan sınırına ve Saranda kıyılarına yakın sarp Gjerë Dağları'nın yamacında yükselir.
İki şehrin temel karakterini ve gezi dinamiklerini karşılaştırmak için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz:
| Özellik | Berat (Bin Pencereli Şehir) | Gjirokastër (Taş Şehir / Ergiri) |
|---|---|---|
| Coğrafi Konum | Orta-Güney Arnavutluk, Osum Nehri kıyısı | Güney Arnavutluk, Drino Vadisi yamacı |
| Mimari Karakter | Beyaz badanalı, bol pencereli, kiremit çatılı evler | Gri kalker taşı duvarlar, taş plakalı çatılar, kule evler (Kullë) |
| Kale Yapısı | İçinde hâlâ insanların yaşadığı geniş mahalle kalesi | Askeri müze, saat kulesi ve zindan barındıran anıtsal hisar |
| Tarihi Mahalleler | Mangalem, Gorica ve Kalaja (Kale İçi) | Qafa e Pazarit (Çarşı Boynu), Palorto ve Manalat |
| Öne Çıkan Müzeler | Onufri İkona Müzesi, Berat Etnografya Müzesi | Zekate Evi, Skënduli Evi, Kadare Evi, Kale Müzesi |
| Yakın Çevre Rotaları | Osumi Kanyonu, Bogova Şelalesi, Tomorr Dağı | Mavi Göz (Syri i Kaltër), Antigonea Antik Kenti, Saranda |
Ülkenin genel bölgeleri, kıyı şeridi ve diğer şehirleri hakkında daha kapsamlı bilgi almak için Arnavutluk gezi rehberi sayfamıza da göz atabilirsiniz. Şimdi her iki şehrin sokaklarına ayrı ayrı dalalım.
Berat Gezi Rehberi: Osum Kıyısında "Bin Pencereli Şehir"
Arnavutluk'un en eski yerleşimlerinden biri olan Berat, Osum Nehri'nin açtığı boğazın iki yakasına karşılıklı olarak kurulmuş mahalleleriyle ilk bakışta insanı kendine hayran bırakır. Yamaca basamaklar halinde dizilen beyaz cepheli Osmanlı dönemi evlerinin geniş ahşap pencereleri, karşıdan bakıldığında birbirinin üstüne binmiş yüzlerce göz gibi görünür; şehrin "Bin Pencereli Şehir" unvanı da tam olarak bu mimari dizilimden gelir. Berat'ı gezmek için rotanızı üç ana tarihi bölgeye ayırmanız gerekir: Mangalem, Gorica ve tepeyi taçlandıran Kalaja.
Mangalem ve Gorica Mahalleleri
Nehrin kuzey yakasında, kale tepesinin hemen eteklerine tutunmuş olan Mangalem, Berat'ın kartpostallarda en çok görülen yüzüdür. Dar ve kıvrımlı taş sokaklarında yürürken yüksek bahçe duvarlarının ardındaki tarihi konakları, geleneksel konukevlerini ve küçük el sanatları dükkanlarını görürsünüz. Mangalem'in hemen alt düzlüğünde, şehrin dini hoşgörüsünü simgeleyen yapılar yan yana durur: On altıncı yüzyıldan kalan Kurşunlu Cami (Xhamia e Plumbit), tavan süslemeleriyle ünlü Bekarlar Camii (Xhamia e Beqarëve), Hünkâr Camii (Kral Camii) ve yanındaki etkileyici Halveti Tekkesi ile hemen karşılarındaki Ortodoks Aziz Spiridon Katedrali bu bölgenin en önemli duraklarıdır.
Osum Nehri'nin üzerindeki yedi kemerli tarihi taş Gorica Köprüsü'nden (Ura e Goricës) karşı yakaya geçtiğinizde ise sizi Gorica Mahallesi karşılar. Mangalem'e göre daha sakin ve gölgeli olan Gorica, özellikle öğleden sonra güneşi Mangalem cephelerine vurduğunda fotoğraf çekmek için en doğru noktadır. Nehir paralelinde uzanan Bulevardi Republika (Cumhuriyet Bulvarı) ise akşamüstü yerel halkın volta attığı (xhiro), kafelerin dolup taştığı modern ve sosyal kalptir.
Berat Kalesi (Kalaja) ve Onufri İkona Müzesi
Mangalem'in arkasından yükselen taş döşeli dik Rruga Mihal Komnena yokuşunu tırmandığınızda Berat Kalesi'nin (Kalaja e Beratit) anıtsal kapısına ulaşırsınız. Bu kaleyi Balkanlar'daki diğer kalelerden ayıran en önemli özellik, surların içinde hâlâ yerel halkın yaşadığı canlı bir mahalle olmasıdır. Taş sokaklarda yürürken evlerinin önünde dantel işleyen kadınları, küçük avlulu kafeleri ve çok sayıda Bizans dönemi şapelini görürsünüz.
Kale içindeki en değerli durak, Meryem Ana Katedrali'nin içinde hizmet veren Onufri Ulusal İkona Müzesi'dir. On altıncı yüzyılın büyük ikona ustası Onufri'nin kendine has parlak kırmızı tonlarıyla (Onufri kırmızısı) boyadığı ikonalar ve ahşap oymalı görkemli ikonostasis mutlaka görülmelidir. Kalenin en uç burcuna, Kızıl Cami minaresi kalıntılarının ve Kutsal Üçlü Kilisesi'nin (Kisha e Shën Triadhës) bulunduğu seyir terasına çıktığınızda ise Osum Vadisi ve Tomorr Dağı ayaklarınızın altına serilir. Kaleden inerken yamaçtaki Berat Etnografya Müzesi'ne uğrayarak geleneksel bir Berat konağının iç düzenini, çardak yapısını ve zeytinyağı preslerini yakından inceleyebilirsiniz.
Berat Çevresinde Doğa ve Tarih: Osumi Kanyonu ve Bogova Şelalesi
Berat sadece taş konaklardan ve kale surlarından ibaret değildir; şehrin güneyine, Çorovoda (Poliçan) yönüne doğru ilerlediğinizde Arnavutluk'un en etkileyici doğa oluşumlarından biri olan Osumi Kanyonu (Kanioni i Osumit) karşınıza çıkar. Osum Nehri'nin milyonlarca yılda kireçtaşı kayaları oyarak oluşturduğu bu dik duvarlı kanyon, ilkbahar aylarında eriyen kar sularıyla coşan şelaleleri, seyir terasları ve su sporları imkanlarıyla doğa tutkunlarını cezbeder. Kanyon yolu üzerindeki Bogova Doğal Parkı ve Şelalesi ise çınar ve ceviz ağaçları arasındaki yürüyüş patikasının sonunda zümrüt yeşili serin bir doğal havuz sunar. Ayrıca şehrin doğusunda bütün heybetiyle yükselen ve Bektaşi geleneği için kutsal kabul edilen Tomorr Dağı Milli Parkı, Berat'ın silüetini tamamlayan en önemli coğrafi unsurdur.
Gjirokastër (Ergiri) Gezi Rehberi: Drino Vadisi'nin Taş Kenti
Berat'tan güneye, Drino Vadisi'ne doğru indiğinizde mimari doku bir anda değişir; beyaz badanalı evlerin yerini baştan aşağı gri kireçtaşı plakalarla örülmüş, birer küçük kaleyi andıran çok katlı kule evler (Kullë) alır. Osmanlı döneminde Ergiri adıyla sancak merkezi olan Gjirokastër, dik yamaçlara tutunan taş sokakları ve gri taş çatılarıyla "Taş Şehir" (Qyteti i Gurtë) adını sonuna kadar hak eder.
Qafa e Pazarit (Eski Çarşı) ve Arnavut Kaldırımlı Sokaklar
Eski şehrin kalbi, beş farklı sokağın yıldız gibi kesiştiği Qafa e Pazarit (Çarşı Boynu) noktasıdır. Siyah, beyaz ve pembe doğal taşlarla işlenmiş desenli kaldırımlar üzerinde yükselen iki-üç katlı çarşı dükkanlarında; ahşap oymacılığı ürünleri, taş işlemeler, dokuma kilimler, dağ çayları ve geleneksel kıyafetler satılır. Çarşının hemen alt kısmında yer alan on sekizinci yüzyıl yapısı Pazar Camii (Xhamia e Pazarit) ve arkasındaki tarihi hamam, bölgenin Osmanlı mirasını yansıtır. Yokuşlu sokaklarda yürürken mola verip taş teraslı kafelerde taşta pişirilen geleneksel kahvenin tadına bakmak çok keyiflidir.
Gjirokastër Kalesi (Kalaja e Gjirokastrës)
Şehrin tam tepesinde, dev bir taş gemi gibi uzanan Gjirokastër Kalesi, Balkanlar'ın en büyük ve en etkileyici hisarlarından biridir. Kale kapısından içeri girdiğinizde sizi ilk olarak loş ve yüksek kemerli taş galeriler karşılar; burada tarihi top arabaları ve askeri ekipmanlar sergilenir. Açık avluya çıktığınızda ise on dokuzuncu yüzyılda Tepedelenli Ali Paşa döneminde eklenen zarif Saat Kulesi, su kemeri kalıntıları, ulusal folklor festivalinin düzenlendiği açık hava sahnesi ve Soğuk Savaş döneminden kalma bir Amerikan keşif uçağı dikkat çeker. Kalenin içindeki Gjirokastër Müzesi ve eski hapishane (zindan) bölümleri, bölgenin antik çağdan yirminci yüzyıla uzanan tarihini detaylıca anlatır. Surlardan Drino Vadisi'ne ve karşıdaki dağlara bakmak ise unutulmaz bir manzara sunar.
Osmanlı Dönemi Kule Evleri: Zekate, Skënduli ve Kadare Evleri
Gjirokastër'i gerçek anlamda tanımak için Palorto ve Manalat mahallelerine tırmanıp buradaki tarihi konakların (Kullë) içine girmelisiniz. Zengin toprak sahiplerinin ve tüccarların hem savunma hem de gösteriş amacıyla inşa ettirdiği bu taş konaklar arasında en görkemlisi Zekate Evi'dir (Shtëpia e Zekatëve). İkiz kuleli yapısı, çift kemerli dış cephesi, üst kattaki ahşap tavan işlemeli ve freskli kabul salonu (başoda) ile Osmanlı sivil mimarisinin başyapıtlarından biridir.
Bir diğer önemli durak olan Skënduli Evi, orijinal iç sarnıcı, kışlık ve yazlık odaları, gelin odası ve onlarca şöminesiyle geleneksel aile yaşamını tüm canlılığıyla korur; üstelik çoğu zaman evin mirasçıları ziyaretçilere yapıyı bizzat gezdirir. Ayrıca dünyaca ünlü Arnavut yazar İsmail Kadare'nin doğduğu ev (bugün edebi bir müze olarak düzenlenmiştir) ve bugün Etnografya Müzesi olarak hizmet veren tarihi konak da birbirine çok yakın mesafededir.
Soğuk Savaş Tüneli, Ali Paşa Su Kemeri ve Antigonea
Gjirokastër'in altında, belediye binasının ve kalenin hemen altındaki kayalara oyulmuş devasa bir yeraltı sığınağı olan Soğuk Savaş Tüneli (Cold War Tunnel) yer alır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında olası bir dış saldırıya karşı yönetim kadrosunu korumak amacıyla inşa edilen bu çok odalı betonarme koridorlar, ülkenin yakın tarihindeki izolasyon dönemini anlamak isteyenler için rehberli turlarla gezilebilmektedir. Doğa ve yürüyüş severler ise Manalat Mahallesi'nin ilerisindeki patikayı takip ederek Tepedelenli Ali Paşa'nın şehre su getirmek için yaptırdığı kemerlerin izlerine ulaşabilir. Ayrıca Drino Vadisi'nin karşı yamacında, Saraqinisht köyü yakınlarında yer alan Antigonea Arkeolojik Parkı, Epir Kralı Pyrrhus'un eşi Antigone adına kurduğu antik kentin kalıntılarıyla ve vadinin panoramik manzarasıyla yarım günlük harika bir çevre gezisi noktasıdır.
Berat ve Gjirokastër'de Konaklama ve Mutfak Kültürü
Taş şehirleri sadece gündüz saatlerinde günübirlik birer durak olarak görmek yerine, en az birer gece konaklayarak akşam ışıklandırmalarını ve sabah dinginliğini yaşamak gezi deneyiminizi bambaşka bir seviyeye taşır. Her iki kentte de tarihi konakların aslına sadık kalınarak restore edilmesiyle oluşturulmuş geleneksel butik oteller (bujtina) hizmet verir. Ahşap tavan işlemeli odalarda uyanmak, taş avlularda veya üzüm çardaklarının altında ev yapımı reçeller, taze köy peynirleri ve sıcak pişilerle (petulla) kahvaltı yapmak Arnavutluk misafirperverliğinin en sıcak halidir.
Mutfak kültürü açısından da iki şehir kendi coğrafyasının ürünlerini sofraya taşır. Berat, ılıman iklimi sayesinde zeytinlikleri, incir bahçeleri ve üzüm bağlarıyla ünlüdür. Mangalem veya Gorica'daki aile lokantalarında ağır ateşte pişmiş toprak güveç yemeklerini, içi cevizle doldurulmuş kuru incir tatlılarını ve bölgenin köklü bağcılık geleneğinden gelen yerel içeceklerini tadabilirsiniz. Gjirokastër ise dağlık Güney Arnavutluk'un süt ürünleri, otları ve tahıllarıyla öne çıkar. Naneli pirinç köftesi Qifqi, mısır unu ve ıspanakla yapılan geleneksel tepsi yemekleri (shapkat), koyun sütünden yapılan yoğun kıvamlı yoğurtlar ve koyun sütüyle incirin fırınlanmasıyla hazırlanan Oshaf tatlısı Gjirokastër sofralarının imza lezzetleridir.
İki Şehir Arası Ulaşım, Rota Planı ve Gezi İpuçları
Berat ve Gjirokastër'i aynı seyahatte birleştirmek, Arnavutluk kültür turunun en tatmin edici kısmıdır. İki şehir arasında doğrudan tren bağlantısı yoktur; ulaşım karayoluyla (Fier ve Tepelena güzergahı üzerinden) sağlanır. Yolculuğunuzu planlarken şu pratik kontrol listesini mutlaka dikkate alın:
- Ayakkabı Seçimi Çok Önemli: Her iki şehirde de sokaklar yüzyıllar boyunca aşınmış, cilalanmış gibi parlak doğal taşlarla (kalldrëm) döşelidir. Özellikle kale yokuşlarında ve yağmurlu havalarda bu taşlar oldukça kaygan olabilir; mutlaka kaymaz tabanlı, bileği destekleyen rahat bir yürüyüş ayakkabısı giyin.
- Valiz ve Konaklama Lojistiği: Tarihi mahallelerdeki (Mangalem, Gorica veya Gjirokastër eski çarşısı) taş konaklarda kalacaksanız, araçların kapıya kadar giremeyeceği dik ve basamaklı sokaklar olabileceğini unutmayın. Küçük bir sırt çantasıyla çıkmak veya otelinizden taş sokak girişinde karşılama istemek işinizi kolaylaştırır.
- Yöresel Lezzetleri Kaçırmayın: Gjirokastër'de pirinç ve baharatla hazırlanan kızarmış köfte Qifqi, taş fırında pişen ev yapımı börekler (Byrek) ve şekerli sütlü tatlı Oshaf (incirli muhallebi benzeri) mutlaka denenmelidir. Berat'ta ise kuzu eti ve yoğurtla fırınlanan Tavë Kosi, zeytinyağlı yaprak sarması, yerel zeytin çeşitleri ve bölgenin ünlü bağlarından çıkan içecekler öne çıkar.
- Ara Durakları Değerlendirin: Berat ile Gjirokastër arasında seyahat ederken yol üzerindeki Vjosa Nehri vadisini, Tepelena (Tepedelen) Kalesi'ni veya Fier yakınlarındaki Apollonia Antik Kenti'ni rotanıza ekleyerek yolculuğu zenginleştirebilirsiniz. Özellikle Avrupa'nın son yabani nehirlerinden biri olarak milli park ilan edilen Vjosa Nehri boyunca uzanan Tepelena ve Permet hattı, asma köprüleri ve dağ manzaralarıyla yolculuğun kendisini başlı başına bir keşfe dönüştürür.
- Nakit Bulundurun: Geleneksel konak müzelerinin (Zekate veya Skënduli Evi gibi) girişlerinde, küçük el sanatları dükkanlarında ve çarşı fırınlarında kredi kartı geçmeyebilir; yanınızda mutlaka Arnavutluk Leki (ALL) bulundurun.
- Akşam Yürüyüşü (Xhiro) Geleneğine Katılın: Hem Berat'ta (Bulevardi Republika üzerinde) hem de Gjirokastër'de akşamüstü güneş batarken yerel halkın en şık kıyafetleriyle sokağa çıkıp yürüyüş yapma ve sohbet etme geleneği (xhiro) vardır. Bu saatlerde meydanlardaki kafelere oturup şehrin sosyal ritmini izlemek çok keyiflidir.
- Fotoğraf İçin Işık Saatlerini Planlayın: Berat'taki Mangalem evlerinin cephesi güneybatıya baktığı için öğleden sonra ve gün batımında altın sarısı bir ışık alır; Gorica Köprüsü'nden en güzel kareleri bu saatte yakalayabilirsiniz. Gjirokastër'de ise sabah erken saatlerde Drino Vadisi'nden yükselen hafif sis ve kaleye vuran ilk güneş ışıkları dramatik fotoğraflar verir.
- Hediyelik Eşya Seçimi: Gjirokastër çarşısında yerel ustaların gri kalker taşı üzerine yaptığı el oyması tablolar, Gramsh ve Permet yöresinden gelen organik kekik/dağ çayı demetleri (çaj mali) ile Berat'ın ahşap ikona replikaları ve el işi dantelleri en özgün hatıralardır.
Arnavutluk'un Taş Şehirlerini Ballıca Turizm ile Keşfedin
Berat ve Gjirokastër gibi tarihsel katmanları çok zengin olan iki kenti gezmenin en keyifli yolu, mimari detayların ve tarihsel hikayelerin arkasındaki anlamı bilen deneyimli bir rehber eşliğinde yürümektir. Üstelik iki şehir arasındaki dağ ve vadi yollarında ulaşım aramakla vakit kaybetmeden, Tiran'dan başlayıp Arnavutluk Rivierası'na ve taş şehirlere uzanan konforlu bir programla seyahat etmek için Arnavutluk turları alternatiflerimizi inceleyebilirsiniz.
Bölgeyi komşu ülkelerle birlikte daha geniş bir perspektifte görmek isteyen gezginlerimiz için hazırladığımız Balkan turları, sadece pasaport veya kimlik kurallarına uygun olarak zahmetsizce katılabileceğiniz vizesiz turlar ve tarih odaklı kültür turları kategorilerimizde pek çok seçenek yer alıyor. Kendi arkadaş grubunuz veya kurumunuz için özel bir tarih ve güzergah belirlemek isterseniz özel tur talebi sayfamızdan bize yazabilir ya da tur planlayıcı aracımızı kullanabilirsiniz.
1996 yılından beri hizmet veren, İstanbul Beylikdüzü merkezli ve TÜRSAB belgeli acentemiz Ballıca Turizm, 7/24 çağrı merkezi ve Ballıca Club ayrıcalıklarıyla yanınızdadır. Tüm sorularınız için iletişim sayfamızdan ekibimize ulaşabilir, taş şehirlerin masalsı sokaklarında yerinizi şimdiden ayırtabilirsiniz!
Sıkça Sorulan Sorular
Her iki şehir de UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alır ancak farklı birer karaktere sahiptir; Berat nehir kıyısında yükselen beyaz evleri ve içinde yaşam süren kalesiyle daha sıcak bir görünüm sunarken, Gjirokastër gri taş çatılı kule evleri ve dağ yamacındaki heybetli hisarıyla daha dramatik bir atmosfer taşır. Vakti olan gezginlerin her iki kenti de görmesi önerilir.
Her iki şehrin tarihi mahallelerini, kalelerini ve konak müzelerini acele etmeden gezmek için Berat'a bir tam gün, Gjirokastër'e ise bir tam gün ayırmak en ideal planlamadır. Çevredeki Osumi Kanyonu veya Mavi Göz (Syri i Kaltër) gibi doğa durakları eklenecekse süre birer gün daha uzatılabilir.
Her iki kale de şehrin en yüksek tepesinde yer alır ve taş döşeli dik birer yokuşla çıkılır. Yürüyerek çıkmak manzarayı izlemek açısından keyifli olsa da, sıcakta veya yürüyüş güçlüğü çekenler için her iki kalenin giriş kapısına kadar taksi ya da araçla ulaşım imkanı mevcuttur.
İki şehir arasında doğrudan demiryolu bulunmadığından ulaşım karayoluyla, Fier ve Tepelena güzergahı üzerinden sağlanır. Özel araçla veya tur otobüsleriyle Vjosa Vadisi manzarası eşliğinde rahatça geçilebilir; toplu taşıma kullananların ise zaman zaman Fier üzerinden aktarma yapması gerekebilir.
Gjirokastër'de Osmanlı dönemi kule ev mimarisini görmek için ikiz kuleli Zekate Evi ve geleneksel iç düzenini koruyan Skënduli Evi mutlaka ziyaret edilmelidir. Ayrıca yazar İsmail Kadare'nin doğduğu müze ev ve Etnografya Müzesi de birbirine yürüme mesafesindedir.
Onufri Ulusal İkona Müzesi, Berat Kalesi'nin içindeki tarihi Meryem Ana Katedrali'nde yer alır. On altıncı yüzyıl ikona ustası Onufri'nin kendine özgü kırmızı renk tonuyla yaptığı orijinal ikonalar ve ahşap oymalı görkemli ikonostasis burada sergilenmektedir.
Qifqi, haşlanmış pirinç, yumurta, kuru nane ve karabiber karışımının özel çukurlu döküm tavalarda top şeklinde pişirilmesiyle yapılan, sadece Gjirokastër'e özgü geleneksel bir lezzettir. Eski Çarşı (Qafa e Pazarit) çevresindeki yerel lokantalarda sıcak olarak tadılabilir.
Taş döşeli dik sokaklarda rahat yürüyebilmek için ilkbahar (nisan, mayıs, haziran başı) ve sonbahar (eylül, ekim) ayları en elverişli dönemlerdir. Yaz ortasında taş yüzeyler güneşi yansıttığı için kale ve yamaç yürüyüşlerini sabah erken veya akşamüstü saatlerine bırakmak önerilir.
Evet, Gjirokastër ile İyon Denizi kıyısındaki Saranda ve Ksamil birbirine oldukça yakındır. İki bölge arasındaki Muzina Geçidi üzerinde yer alan Mavi Göz (Syri i Kaltër) doğal su kaynağına da uğrayarak kültür ve deniz tatilini aynı gün içinde birleştirebilirsiniz.