Ballıca Turizm
Doğu Ekspresi ile Kars Yolculuğu: Rota, Hazırlık ve Kışın Kars

Fotoğraf: Francesco Bini · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Türkiye Rehberi

Doğu Ekspresi ile Kars Yolculuğu: Rota, Hazırlık ve Kışın Kars

09 Ekim 2026 16 dakika okuma

Doğu Ekspresi rotasının mühendislik dinamikleri, Kars'ın Baltık mimarisi ve Ani Harabeleri üzerine derinlemesine bir kış seyahati analizi.

İçindekiler
  1. 01 Doğu Ekspresi: Ankara'dan Kars'a Uzanan Demiryolu Hattının Tarihçesi ve Mühendislik Özellikleri
  2. 02 Vagon Tipolojisi ve Seyahat Dinamikleri: Pulman, Kuşetli, Yataklı ve Yemekli Vagonlar
  3. 03 Rotanın Coğrafi ve Topoğrafik Analizi: İç Anadolu'dan Doğu Anadolu'ya
  4. 04 Kars Şehir Merkezi: Baltık Mimarisi ve Izgara Şehir Planı
  5. 05 Ani Arkeolojik Alanı: Sınırda Bekleyen Orta Çağ Başkenti
  6. 06 Sıkça Sorulan Sorular

Doğu Ekspresi: Ankara'dan Kars'a Uzanan Demiryolu Hattının Tarihçesi ve Mühendislik Özellikleri

Doğu Ekspresi, Türkiye Cumhuriyeti'nin erken dönem sanayileşme ve ulaşım hamlelerinin en somut göstergelerinden biridir. Ankara Garı'ndan başlayıp Kars Garı'nda son bulan bu hat, sadece bir ulaşım ağı değil, aynı zamanda Anadolu'nun zorlu topoğrafyasına karşı verilmiş bir mühendislik mücadelesidir. Hattın inşası, bin dokuz yüz yirmili yılların sonlarında başlamış ve etap etap ilerleyerek bin dokuz yüz otuzlu yılların sonlarında Kars'a ulaşmıştır. Özellikle İç Anadolu'nun bozkırlarından Doğu Anadolu'nun yüksek rakımlı platolarına geçişte, kayalık dağların delinmesi, derin vadilerin aşılması ve kış aylarında karla kaplanan bölgelerde demiryolu altyapısının korunması için özel çözümler geliştirilmiştir. Rayların genleşme ve büzülme katsayıları, eksi otuz derecelere varan sıcaklık düşüşlerine dayanacak şekilde hesaplanmış, traverslerin yerleştirildiği balast tabakası, donma ve çözülme döngülerinin yaratacağı zemin hareketlerine karşı ekstra güçlendirilmiştir. Lokomotif teknolojisi yıllar içinde buharlı makinelerden dizel-elektrikli lokomotiflere evrilmiş, günümüzde ise modern çekici ünitelerle hizmet vermeye devam etmektedir. Dizel motorların yüksek rakımda oksijen azlığına bağlı performans kayıplarını minimize etmek için turboşarj sistemleri optimize edilmiştir. Trenin frenleme sistemleri, kış aylarında buzlanan raylar üzerinde güvenli duruş mesafesini sağlamak amacıyla pnömatik ve hidrolik bileşenlerin entegre çalıştığı çoklu güvenlik katmanlarına sahiptir. Uzun yolculuk boyunca tren, çeşitli jeolojik formasyonların, fay hatlarının ve nehir havzalarının üzerinden geçerek yolcularına adeta bir açık hava jeoloji laboratuvarı sunar.

Vagon Tipolojisi ve Seyahat Dinamikleri: Pulman, Kuşetli, Yataklı ve Yemekli Vagonlar

Vagon tipolojisi, Doğu Ekspresi yolculuğunun karakterini belirleyen temel unsurlardandır. Pulman vagonlar, ergonomik tasarıma sahip, geriye yatırılabilen, geniş diz mesafesi sunan koltuklarıyla standart seyahat deneyimini oluşturur. İki artı bir oturma düzenindeki bu koltuklar, uzun süreli oturmalarda omurga destek noktalarını koruyacak şekilde tasarlanmıştır. Kuşetli vagonlar ise dört kişilik kompartımanlardan oluşur; karşılıklı ikişerli koltuklar gece saatlerinde katlanarak yatağa dönüşür. Kompartıman içindeki alan optimizasyonu, bagajların üst raflara veya alt kısımlara yerleştirilmesini gerektirir. Yataklı vagonlar, iki kişilik özel alanlar sunarak daha izole bir deneyim sağlar. İçerisinde lavabo, mini buzdolabı, aydınlatma paneli ve kişisel iklimlendirme kontrolleri bulunur. Yataklı vagonların izolasyon malzemeleri, dışarıdaki dondurucu soğuğu engellerken içerideki sıcaklığı yirmi derece civarında sabit tutacak kapasitededir. Yemekli vagon, trenin sosyal merkezidir. Dörtlü masaların yer aldığı bu vagon, sürekli bir hareketlilik içindedir. Mutfak bölümünde endüstriyel standartlarda pişirme üniteleri yer alır ve yolculuk boyunca çeşitli ana yemekler, çorbalar, zeytinyağlılar servis edilir. Yemekli vagonun dinamiği, dışarıdaki coğrafyanın değişimiyle senkronize ilerler. İklimlendirme sistemleri, kış aylarında vagonlar arası geçişlerdeki ısı kaybını dengelemek için sürekli aktif çalışır. Yolcuların bu sıcaklık farklılıklarına uyum sağlamak için katmanlı giyinmeleri, merinos yünü gibi nefes alabilen ve ısıyı hapseden kumaşları tercih etmeleri önerilir. Pencerelerde oluşan yoğuşma, içerideki sıcak ve nemli havanın dışarıdaki soğuk camla temasından kaynaklanır; bu fiziksel reaksiyon, camların kenarlarında buz kristalleri oluşturarak mikro düzeyde bir doğa olayı sergiler.

Rotanın Coğrafi ve Topoğrafik Analizi: İç Anadolu'dan Doğu Anadolu'ya

Rotanın coğrafi ve topoğrafik analizi, İç Anadolu'nun sarı ve kahverengi tonlarından Doğu Anadolu'nun beyaz örtüsüne doğru ilerleyen bir renk skalasını takip eder. Ankara'dan ayrılan tren, Kırıkkale'de Kızılırmak'ın çizdiği kavisleri izleyerek Kayseri'ye doğru yönelir. Kayseri ovasına girildiğinde, ufuk çizgisinde Erciyes Dağı'nın volkanik konisi belirir. Sivas'a doğru yükselti artmaya başlar, bitki örtüsü bozkırdan daha seyrek ve dayanıklı formlara dönüşür. Sivas garında verilen uzun mola, lokomotiflerin bakımı ve lojistik ihtiyaçların karşılanması için ayrılan teknik bir süredir. Sivas'tan Erzincan'a geçiş, rotanın topoğrafik açıdan en dramatik değişikliğini barındırır. Fırat Nehri'nin kollarından biri olan Karasu Nehri ile paralel ilerleyen demiryolu, derin kanyonların, sarp kayalıkların ve dar vadilerin içinden geçer. Özellikle İliç ve Kemaliye bölgelerindeki tüneller, doğrudan dağların kalbine oyulmuştur. Tünellerden çıkıldığında nehrin turkuaz ile kurşuni arasında değişen rengi, karla kaplı yamaçlarla keskin bir kontrast oluşturur. Erzurum'a yaklaşıldığında rakım bin dokuz yüz metrelere ulaşır. Erzurum ovasının genişliği ve düzlüğü, trenin hızını artırmasına olanak tanır. Erzurum garındaki kısa duraklamada, peronlardaki soğuk hava, nefeslerin buhara dönüştüğü keskin bir atmosfer yaratır. Erzurum'dan Kars'a uzanan son etap, Sarıkamış ormanlarının içinden geçer. Sarıçam ağaçlarının iğne yaprakları, üzerlerinde biriken kar kütleleriyle ağırlaşır; trenin kornası, bu sessiz beyazlıkta yankılanır. Rakım farklılıkları, kulak zarlarında hafif bir basınç değişimine neden olur. Bu coğrafi geçiş, sadece fiziksel bir yer değiştirme değil, aynı zamanda iklim kuşakları arasında yapılan bir yolculuktur.

Kars Şehir Merkezi: Baltık Mimarisi ve Izgara Şehir Planı

Kars şehir merkezi, Anadolu'daki diğer şehir dokularından tamamen farklı bir kentsel morfolojiye sahiptir. Bin sekiz yüz yetmiş sekiz ile bin dokuz yüz on sekiz yılları arasındaki Rus yönetimi döneminde, şehir Hollandalı mühendisler tarafından ızgara plana (Hippodamos planı) göre yeniden inşa edilmiştir. Birbirini dik kesen geniş caddeler, şiddetli kar yağışlarında ulaşımın aksamaması ve atlı kızakların rahatça dönebilmesi için özellikle geniş tutulmuştur. Bu caddelerin etrafında şekillenen Baltık mimarisi, şehrin yapısal kimliğini oluşturur. Yapılarda genellikle bölgeden çıkarılan koyu renkli bazalt taşı kullanılmıştır. Bu taş, yüksek ısı yalıtımı sağlayarak uzun süren kış aylarında iç mekanların sıcak kalmasına yardımcı olur. Binaların cephelerinde yalancı sütunlar, kabartma frizler, oymalı ahşap kapılar ve pencerelerin üzerindeki üçgen alınlıklar dikkat çeker. Rus dönemi mimarisinin en karakteristik özelliklerinden biri de binaların içerisine entegre edilen "peçka" adı verilen ısıtma sistemleridir. Duvarların içine yerleştirilen ve birkaç odayı birden ısıtabilen bu sistemler, termodinamik açıdan dönemin ileri mühendislik uygulamalarından biridir. Eski vali konağı, günümüzdeki defterdarlık binası ve sağlık müdürlüğü gibi yapılar, bu dönemin günümüze ulaşan en sağlam sivil mimari örnekleridir. Şehrin sokaklarında yürürken, taş blokların kusursuz birleşimi, simetrik pencere düzenleri ve demir ferforje balkon korkulukları, on dokuzuncu yüzyıl Rus şehircilik anlayışının detaylarını gözler önüne serer. Kış aylarında bu taş binaların çatı saçaklarından sarkan metrelerce uzunluktaki buz sarkıtları, mimari dokuya doğal bir ekleme yapar. Fethiye Camii, aslen Alexander Nevsky Kilisesi olarak inşa edilmiş olup, soğan kubbeleri söküldükten sonra iki minare eklenerek camiye dönüştürülmüştür.

Gastronomik Miras: Kaz Eti ve Gravyer Peyniri Üretim Süreçleri

Kars'ın kış kültürü, zorlu iklim koşullarına adaptasyon sağlayan gastronomik süreçlerle şekillenmiştir. Kaz eti yetiştiriciliği ve tüketimi, bu kültürün merkezinde yer alır. Kazların beslenme süreci, bahar aylarında başlar; meralarda yayılan kazlar, sonbahara doğru arpa ile beslenerek yağlandırılır. Etin lezzetini belirleyen en kritik aşama, kazların ilk karı yemesi ve ayaklarının kara değmesidir. Kar yiyen kazın metabolizması değişir, derisi altındaki yağ tabakası kalınlaşır ve etin aroması olgunlaşır. Kesim işlemi sonrasında kazlar, kaya tuzu ile iyice tuzlanır ve asılarak ayazda kurutulmaya bırakılır. Kurutma işlemi, etin içindeki nemi alırken protein yapısını yoğunlaştırır ve raf ömrünü uzatır. Pişirme aşamasında kaz eti, kendi yağıyla ağır ateşte saatlerce haşlanır; bu esnada açığa çıkan yağlı et suyu, bulgur pilavının yapımında kullanılır. Bir diğer önemli gastronomik miras ise Kars gravyer peyniridir. İsviçreli peynir ustası David Moser'in bölgeye gelişiyle başlayan bu üretim, Kafkasya'nın yüksek rakımlı yaylalarındaki bitki çeşitliliğiyle beslenen Zavot ırkı ineklerin sütünden elde edilir. Gravyer üretimi, mikrobiyolojik açıdan son derece hassas bir fermentasyon sürecidir. Taze süt, devasa bakır kazanlarda şirden mayası ile mayalanır, kesilen pıhtılar bezlere sarılarak preslenir. Peynir tekerlekleri, yedi ile on santigrat derece arasındaki sıcaklığa sahip mahzenlerde dinlenmeye bırakılır. Bu dinlenme sürecinde propionik asit bakterileri, karbondioksit gazı üreterek peynirin içindeki karakteristik delikleri oluşturur. Dış yüzeyde oluşan sert kabuk, peyniri dış etkenlerden koruyan doğal bir bariyer işlevi görür. Üretimi aylar süren bu peynir, Kars'ın tarımsal ekonomisinde ve kış sofralarında hayati bir rol oynar.

Ani Arkeolojik Alanı: Sınırda Bekleyen Orta Çağ Başkenti

Şehir merkezine kırk iki kilometre uzaklıkta, Türkiye-Ermenistan sınırını çizen Arpaçay Nehri'nin oluşturduğu derin vadinin kenarında yer alan Ani Arkeolojik Alanı, Orta Çağ mimarisinin en kapsamlı laboratuvarlarından biridir. Üçgen bir plato üzerine kurulan şehir, volkanik tüf taşının kırmızı, siyah ve kahverengi tonlarıyla inşa edilmiştir. Şehrin savunma sistemi, kuzeydeki eğimi az olan bölgeyi koruyan çift katlı surlardan oluşur. Ani, tarih boyunca Bagratuni Hanedanlığı, Bizans, Selçuklu ve Gürcü krallıklarının egemenliğine girmiş, bu çok kültürlü yapı mimarisine doğrudan yansımıştır. Büyük Katedral (Fethiye Camii), bin on yılında Mimar Trdat tarafından tamamlanmıştır. Yapının sivri kemerli tonozları ve sütun demetleri, Avrupa'daki Gotik mimarinin gelişiminden yüzyıllar önce bu topraklarda uygulanmış yapısal yeniliklerdir. Haç planlı yapının merkezini örten kubbe günümüzde yıkık olsa da, dört kalın sütunun taşıdığı pandantif geçişleri hala ayaktadır. Ebul Manucehr Camii, on birinci yüzyılda Selçuklu fethinden sonra inşa edilen, Anadolu'daki ilk Türk camisi olarak kabul edilir. Caminin sekizgen planlı, çok renkli taş işçiliğine sahip minaresi, geometrik tuğla bezemeleriyle dikkat çeker. Nehir vadisine bakan pencereleri, iç mekana giren ışığı optimize edecek şekilde eğimli tasarlanmıştır. Tigran Honents Kilisesi, on üçüncü yüzyıldan kalma freskleriyle öne çıkar. Dış cephesindeki kör kemerler, bitkisel ve hayvansal motiflerin işlendiği taş oymalarla çevrilidir. İç mekandaki fresklerde, Hz. İsa'nın hayatından sahneler ve Aydınlatıcı Aziz Krikor'un yaşam öyküsü panel panel işlenmiştir. Surp Kirkor Kilisesi (Abughamrents Pahlavuni Kilisesi) ise on ikigen kasnağı ve şemsiye formu verilmiş kubbesiyle, dönemin taş işçiliğindeki aerodinamik ve estetik anlayışını gösterir. Altı yapraklı yonca planına sahip yapı, dar bir alanda nasıl anıtsal bir etki yaratılabileceğinin en iyi örneğidir.

Çıldır Gölü'nde Kış Balıkçılığı ve Doğal Yaşam

Kışın Kars denilince akla gelen en önemli coğrafi noktalardan biri Çıldır Gölü'dür. Deniz seviyesinden bin dokuz yüz elli dokuz metre yükseklikte bulunan göl, kış aylarında tamamen donarak devasa bir buz pistine dönüşür. Buzun kalınlığı bölgedeki sıcaklığın eksi yirmi beş derecelere düşmesiyle kırk ile elli santimetreye kadar ulaşır. Bu kalınlık, üzerinde atlı kızakların gezmesine, insanların güvenle yürümesine ve geleneksel Eskimo usulü balıkçılık yapılmasına olanak tanır. Balıkçılar, buzun üzerindeki kar tabakasını temizledikten sonra, demir manivelalar ve kürekler yardımıyla buzda delikler açarlar. Açılan bu deliklerden gölün derinliklerine sarkıtılan ağlar, günler sonra çekildiğinde sarı sazan balıklarıyla dolu olur. Ağların buz altındaki hareketi, suyun akıntı yönüne göre hesaplanarak yerleştirilir. Çevredeki köylerin geçim kaynağı olan bu yöntem, aynı zamanda gölün ekolojik döngüsüyle uyum içindedir. Atlı kızakların göl üzerindeki hareketi, atların nallarına takılan özel çiviler sayesinde kaymadan gerçekleşir. Kızakların ahşap kızak demirleri, buz yüzeyinde sürtünmeyi en aza indirerek pürüzsüz bir kayma sağlar. Çıldır Gölü'nün etrafındaki florada, kışın yaprak döken bitkiler yerini kar altında hayatta kalabilen liken ve yosun türlerine bırakır. Fauna açısından ise bölge, kızıl tilkiler, yaban tavşanları ve göç etmeyen bazı kuş türleri için bir yaşam alanıdır. Suyun donması, gölün altındaki termal tabakalaşmayı durdurur ve su altı yaşamı minimum enerji harcayarak kış uykusu evresine geçer.

Kars Kalesi ve Şehir Savunma Hatlarının İncelenmesi

Kars Kalesi, şehrin savunma mimarisinin kalbini oluşturur. İlk olarak on ikinci yüzyılda Saltuklular döneminde inşa edilen kale, Osmanlı döneminde bin beş yüz yetmiş dokuz yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Kalenin surları, şehre hakim bir tepe üzerine, bazalt kayalıkların doğal eğimi kullanılarak oturtulmuştur. Dört ana kapısı bulunan kalenin, Su Kapısı, Çeribaşı Kapısı, Behram Kapısı ve Orta Kapı olarak adlandırılan bu girişleri, stratejik olarak farklı savunma noktalarına açılır. Kalenin içinde yer alan Celal Baba Türbesi, askeri koğuşlar ve cephanelik kalıntıları, yapının yüzyıllar boyunca aktif bir askeri üs olarak kullanıldığını gösterir. Şehrin savunma konsepti, sadece kale ile sınırlı kalmamış, on dokuzuncu yüzyılda Rus saldırılarına karşı inşa edilen ve şehri bir çember gibi saran tabyalarla desteklenmiştir. Kanlı Tabya, Hafız Paşa Tabyası ve Arap Tabyası gibi savunma yapıları, topçu bataryalarının yerleştirilmesi ve çapraz ateş hatlarının oluşturulması için özel geometrik açılarla inşa edilmiştir. Bu tabyaların mimarisi, top mermilerinin etkisini kırmak için kalın toprak setlerle desteklenmiş taş duvarlardan oluşur. İç kısımlarındaki loş tüneller, askerlerin güvenli intikalini ve mühimmat taşınmasını sağlar. Özellikle Kanlı Tabya'da günümüzde yer alan Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi, bu dönemin askeri stratejilerini, lojistik zorluklarını ve kış koşullarında orduların hayatta kalma mücadelelerini detaylı dioramalar ve belgelerle sunar. Savunma hatlarının inşasında kullanılan mühendislik hesaplamaları, Kars'ın askeri mimarideki stratejik konumunu teknik verilerle kanıtlar niteliktedir. Kışın bu surlar üzerinde biriken karlar, bazalt taşının siyahlığı ile keskin bir tezat oluşturarak kentin silüetini belirginleştirir.

Kış Koşullarında Seyahat Lojistiği ve Ekipman Yönetimi

Doğu Ekspresi ve Kars bölgesindeki kış şartları, standart bir seyahatin ötesinde, soğuk iklim koşullarına özel hazırlık yapmayı gerektirir. Seyahat öncesi valiz hazırlığı, vücut ısısının termoregülasyonunu sağlamak amacıyla üç katmanlı giyinme (layering) prensibine göre yapılmalıdır. En alt katmanda, teri vücuttan hızla uzaklaştıran ve ıslakken bile yalıtım özelliğini koruyan merinos yünü veya sentetik termal içlikler tercih edilmelidir. Pamuklu ürünler, teri hapsettiği için hipotermi riskini artırabilir. Orta katmanda, havayı hapsederek izolasyon sağlayan polar ceketler veya kaz tüyü yelekler kullanılmalıdır. En dış katmanda ise, rüzgarı ve karın ıslaklığını dışarıda bırakırken içerideki buharı tahliye edebilen membran teknolojisine sahip su geçirmez montlar hayati önem taşır. Ayak giyimi konusunda, tabanında soğuğu kesen özel yalıtım köpükleri bulunan, kauçuk bileşimi soğukta sertleşmeyerek zemin tutuşunu kaybetmeyen kar botları seçilmelidir. Ayrıca, el ve ayak parmak uçları kan dolaşımının en zayıf olduğu bölgeler olduğu için, rüzgar geçirmez eldivenler, merinos yünü çoraplar bulundurulmalıdır. Fotoğrafçılık ve teknolojik ekipmanlar da dondurucu soğuktan ciddi şekilde etkilenir. Bataryaların içindeki lityum hücreler, düşük sıcaklıklarda kapasitelerini çok daha hızlı kaybederler. Bu durumu yavaşlatmak adına, yedek bataryaların vücut ısısına yakın iç ceplerde muhafaza edilmesi gerekir. Fotoğraf makinelerinin lenslerinde sıcak vagondan soğuk dış ortama çıkıldığında ani sıcaklık değişimi kaynaklı yoğuşma oluşmasını engellemek için, ekipmanların hava geçirmez kilitli torbalarda iklime yavaş yavaş alıştırılması profesyonel bir yöntemdir.

Tren İçi Lojistik ve Personel Dinamikleri

Bu zorlu ve teknik yolculuğun sorunsuz gerçekleşmesinin ardında, demiryolu işçilerinin ve mühendislerinin zorlu doğa koşullarına karşı verdikleri görünmez bir mücadele yatar. Kar yağışının tipi şeklinde günlerce sürdüğü Doğu Anadolu hat kesimlerinde, rayların üzerindeki kar kalınlığı yüksek seviyelere ulaşabilir. Bu gibi durumlarda, lokomotiflerin önüne entegre edilen devasa V şeklindeki hidrolik kar küreme bıçakları veya rotatif kar püskürtme makineleri devreye girer. Bu makineler, binlerce tonluk kar kütlesini rayların üzerinden savurarak hattı açık tutar. Makas noktalarında oluşabilecek buzlanmayı önlemek için bazı kritik istasyonlarda makas ısıtıcı rezistans sistemleri veya basınçlı sıcak hava üfleyiciler kullanılır. Trenin tekerlek mekanizmalarındaki rulmanların aşırı soğukta donmasını engellemek amacıyla özel sentetik gres yağları tercih edilir. Vagonların dış yüzeyleri fırtınalı bölgelerden geçerken ince bir buz tabakasıyla kaplanır. Bu buz tabakası, istasyon duraklamalarında demiryolu işçileri tarafından uzun saplı özel fırçalarla temizlenir. Yolcuların konforu için ısıtma sistemleri sürekli kontrol edilir, kompartımanların termostatik değerleri her saat başı denetlenir. Yemekli vagonda çalışan şefler ve garsonlar, sürekli hareket halindeki bir mutfakta denge ve zamanlama üzerine ustalaşmıştır. Menüdeki sıcak yemeklerin servisi, trenin virajlara girmesi veya fren yapması gibi sarsıntılı anlarda özel bir fiziksel koordinasyon gerektirir. Bilet kontrolünden bagaj yerleşimine kadar her adım, kondüktörlerin tecrübesiyle yönetilir ve bu kapalı sistem, adeta küçük ve hareketli bir kasaba düzeninde çalışır.

Sarıkamış Ormanları ve Kar Kristallerinin Ekolojik Yapısı

Trenin Kars'a yaklaşırken geçtiği Sarıkamış ormanları, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz, ayn

Sıkça Sorulan Sorular

Biletler genellikle seyahat tarihinden 30 gün önce sistemde satışa sunulmaktadır.

Turistik seferler tamamen yataklı ve yemekli vagonlardan oluşurken, klasik hat seferleri pulman ve örtülü kuşetli vagonlardan oluşur.

İç Anadolu'daki düzlük alanlarda bağlantı stabilken, Erzincan ve Erzurum arasındaki kanyon ve tünel geçişlerinde uzun süreli sinyal kesintileri yaşanmaktadır.

Yataklı kompartımanlarda iki adet 220 volt priz bulunurken, kuşetli vagonlarda tek priz mevcuttur. Çoklu adaptör getirilmesi teknik bir tavsiyedir.

Sadece pulman vagonlarda, kafes içinde ve belirli boyut sınırlamaları dahilinde evcil hayvan kabul edilmektedir. Yataklı vagonlara hayvan alınmamaktadır.

Ocak ve Şubat aylarında gece sıcaklıkları eksi yirmi beş derecelere kadar düşebilmektedir. Gündüzleri ise ortalama eksi on derece civarındadır.

Tüm kiliseleri, katedralleri ve surları mimari detaylarıyla inceleyebilmek için en az dört saatlik bir yürüyüş planlanması gerekmektedir.

Buz kalınlığı yirmi santimetreyi geçtiğinde güvenlik sağlanır. Ocak sonundan itibaren kırk santimetreye ulaştığı için atlı kızak dolaşımı güvenlidir.

Geleneksel yöntemlerle hazırlanan kaz etinin kurutulma ve pişirilme süreci uzun olduğundan, restoranlara önceden rezervasyon yapılması gereklidir.

Ordu Caddesi, Yusufpaşa Mahallesi ve Ortakapı Mahallesi takip edilerek geniş ızgara planlı sokaklardaki taş binalar sırayla incelenebilir.

Bu yazıyı paylaşın

Merhaba, ben Balbi! 👋

Tur bulmanıza yardımcı olayım mı?