Ballıca Turizm
Seyahat Rehberi: ispanyada-yilbasi-12-uzum-gelenegi-ve-madrid

Fotoğraf: Luis García (Zaqarbal) · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Madrid Rehberi

Seyahat Rehberi: ispanyada-yilbasi-12-uzum-gelenegi-ve-madrid

09 Ekim 2026 15 dakika okuma

Detaylı rehberimizi inceleyin.

İçindekiler
  1. 01 İspanya'da Yılbaşı Kültürü ve Puerta del Sol'un Tarihsel Rolü
  2. 02 12 Üzüm Geleneğinin Kökenleri ve Vinalopó Hasadı
  3. 03 Sıkça Sorulan Sorular

Rehberimize hoş geldiniz:

İspanya'da Yılbaşı Kültürü ve Puerta del Sol'un Tarihsel Rolü

İspanya'da yılbaşı kutlamaları, İber Yarımadası'nın köklü tarihsel süreçleri, dini inanç sistemleri ve pagan tarımsal ritüellerinin karmaşık bir sentezi olarak karşımıza çıkmaktadır. On dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar İspanya'da yılbaşı gecesi, daha çok dini bir çerçevede, aile içinde dualar edilerek ve yerel tarımsal döngülerin tamamlanmasına şükredilerek geçirilirdi. Ancak Sanayi Devrimi'nin etkileri, kentleşmenin hız kazanması ve Madrid gibi büyük şehirlerde burjuvazi sınıfının güçlenmesiyle birlikte, Nochevieja olarak adlandırılan 31 Aralık gecesi kutlamaları giderek sekülerleşmiş ve kamusal bir kimlik kazanmıştır. Özellikle Madrid'in kentsel dokusunun merkezinde yer alan Puerta del Sol meydanı, bu kamusal kutlamaların mekansal odak noktası haline gelmiştir. Bu dönüşüm sürecinde, Avrupa'nın diğer büyük başkentlerindeki, özellikle Paris'teki yılbaşı eğlencelerinin İspanyol aristokrasisi ve burjuvazisi tarafından taklit edilmesi önemli bir rol oynamıştır. Ancak İspanya, bu ithal kutlama biçimlerini kendi yerel tarımsal ürünleri, özellikle de üzüm ile harmanlayarak tamamen kendine özgü bir ritüel yaratmayı başarmıştır. Geleneksel olarak kırsal kesimde yılın son hasadını kutlamak için yapılan şenlikler, şehir merkezlerinde saat kulelerinin etrafında toplanan kalabalıkların senkronize ritüellerine dönüşmüştür. Bu durum, İspanya'nın modernleşme sürecinde gelenek ile yeniliği nasıl iç içe geçirdiğinin en net göstergelerinden biridir. Yılbaşı gecesi kutlamaları, günümüzde İspanyol kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmekte ve ülkenin her bölgesinde, yerel farklılıklar barındırmakla birlikte, aynı temel ritüeller etrafında şekillenmektedir. Bu bağlamda, Nochevieja sadece bir takvim değişimi değil, aynı zamanda ulusal bir birleşme ve ortak hafıza tazeleme anıdır. İspanyollar için bu gece, geçmiş yılın muhasebesinin yapıldığı ve gelecek yıl için umutların yeniden yeşertildiği, yoğun sosyal etkileşimlerin yaşandığı bir zaman dilimidir. Madrid'in coğrafi ve sembolik merkezi olan Puerta del Sol, İspanyol yılbaşı kutlamalarının mutlak merkez üssüdür. Yarım ay şeklindeki bu tarihi meydan, adını on beşinci yüzyılda şehrin etrafını saran surların üzerinde bulunan ve doğuya, doğan güneşe bakan bir kapıdan almaktadır. Puerta del Sol, sadece Madrid'in değil, tüm İspanya'nın karayolu ağının başlangıç noktası olan Kilometre Sıfır (Kilómetro Cero) işaretine ev sahipliği yapar. Bu mekansal konumlandırma, meydanın yılbaşı gecesi üstlendiği ulusal birleştirici rol ile doğrudan örtüşmektedir. Meydanın güney cephesini domine eden Real Casa de Correos binası, 1768 yılında Fransız mimar Jacques Marquet tarafından inşa edilmiştir. Başlangıçta Kraliyet Posta Binası olarak tasarlanan bu yapı, tarih boyunca İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve günümüzde Madrid Özerk Topluluğu Başkanlığı gibi çeşitli devlet kurumlarına ev sahipliği yapmıştır. Binanın mimari cephesi, Madrid'in Bourbon dönemi mimarisinin klasik özelliklerini yansıtırken, tuğla ve beyaz taşın uyumlu kullanımıyla dikkati çeker. Ancak binayı yılbaşı gecesi tüm İspanya'nın odak noktası haline getiren asıl unsur, çatısında yükselen ve 1866 yılında Kraliçe II. Isabel döneminde eklenen ünlü saat kulesidir. Yılbaşı gecesi, meydan on binlerce insan tarafından doldurulur. Bu kalabalık, sadece Madridlilerden değil, İspanya'nın dört bir yanından ve yurt dışından gelen insanlardan oluşur.

Real Casa de Correos Saat Kulesi ve Las Campanadas Ritmik Düzeni

Real Casa de Correos'un tepesindeki saat, sadece zamanı gösteren bir araç değil, aynı zamanda on dokuzuncu yüzyıl İspanyol mühendisliğinin ve hayırseverliğinin önemli bir sembolüdür. Saatin hikayesi, Leon doğumlu İspanyol saat ustası José Rodríguez Losada'ya uzanır. Losada, siyasi nedenlerle İspanya'dan sürgün edilmiş ve Londra'ya yerleşmek zorunda kalmış bir zanaatkardır. Londra'da kendi saatçi dükkanını açan ve zamanla Avrupa'nın en saygın saat ustalarından biri haline gelen Losada, ülkesine olan bağlılığını hiçbir zaman yitirmemiştir. 1860'larda Madrid'i ziyaret ettiğinde, Puerta del Sol meydanındaki eski kilise saatinin sürekli yanlış zamanı gösterdiğini ve İspanyolların bu duruma alıştığını fark etmiştir. Bu duruma içerleyen Losada, tamamen kendi imkanlarıyla, dönemin en ileri teknolojisini kullanarak yeni bir saat yapmaya karar vermiştir. Londra'daki atölyesinde üç yıl süren titiz bir çalışmanın ardından tamamlanan saat, Losada tarafından Madrid halkına hediye edilmiştir. 19 Kasım 1866 tarihinde Kraliçe II. Isabel'in de katıldığı bir törenle resmi olarak açılışı yapılan bu saat, o günden bu yana İspanya'nın resmi zaman tutucusu olarak görev yapmaktadır. Saatin mekanizması, dönemine göre son derece karmaşık ve hassastır. Büyük dişliler, sarkaçlar ve ağırlıklardan oluşan bu sistem, yıllar boyunca büyük bir özenle korunmuş ve bakımı yapılmıştır. Günümüzde saatin bakımı, nesillerdir aynı saatçi ailesi (Relojería Losada'nın varisleri) tarafından üstlenilmektedir. Yılbaşı gecesi için saatin hazırlanması, aylar öncesinden başlayan titiz bir süreci gerektirir. Mekanizmanın her bir parçası yağlanır, temizlenir ve test edilir. Saatin doğru saniyede çalması, tüm ülkenin yeni yıla senkronize bir şekilde girmesini sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Losada'nın bu armağanı, zaman içinde mekanik bir cihaz olmaktan çıkıp, ulusal kimliğin ve zaman algısının merkezi haline gelmiştir. Yılbaşı gecesi saat gece yarısına yaklaşırken, İspanya'da hayat adeta durur ve tüm dikkatler Puerta del Sol'deki saatin çanlarına, yani 'Las Campanadas' ritüeline kilitlenir. Bu ritüel, rastgele bir çan çalma işlemi değil, son derece spesifik, gelenekselleşmiş ve kesin kurallara bağlı bir zamanlama silsilesidir. Sürecin her bir aşamasının doğru anlaşılması, 12 üzüm yeme ritüelinin başarıyla tamamlanması için zorunludur. Gece yarısına saniyeler kala, sürecin ilk aşaması başlar: Saatin tepesindeki altın renkli küre (carrillón) özel bir mekanizma ile aşağı doğru inmeye başlar. Bu kürenin inmesi, kalabalığa ritüelin başlamak üzere olduğunu haber veren görsel bir işarettir. Kürenin inmesiyle birlikte, mekanizmadan kaynaklanan ve 'uyarı' niteliği taşıyan özel çan sesleri duyulur. Bu ilk sesler üzüm yemek için DEĞİLDİR, sadece hazırlık aşamasıdır. Ardından, ikinci aşamaya geçilir: 'Los Cuartos' (Çeyrekler). Bu aşamada, birbirine yakın zamanlı ve ikili gruplar halinde çalan dört çift çan sesi duyulur (ding-dong, ding-dong, ding-dong, ding-dong). Bu sesler saatin çeyrek vuruşlarını temsil eder ve yine üzüm yemek için DEĞİLDİR. Tarih boyunca birçok İspanyol ve özellikle de turist, heyecana kapılıp los cuartos sırasında üzümlerini yemeye başlamış ve ritüeli yanlış zamanda tamamlamıştır. Bu durum İspanyol kültüründe sıkça yapılan şakalara konu olur. Los cuartos bittikten sonra, asıl an gelir: 'Las Campanadas'. Üçer saniye aralıklarla çalan, derin ve tok sesli tam on iki çan vuruşu başlar. İşte her bir vuruşta bir adet üzüm yenmesi gerekmektedir. Üç saniyelik bu aralık, insanların üzümü çiğneyip yutması için mekanik olarak ayarlanmış ideal süredir. On ikinci çan çaldığında ritüel tamamlanır, yeni yıl resmen başlamış olur ve meydandaki kalabalık büyük bir coşkuyla birbirini tebrik etmeye başlar. Puerta del Sol meydanındaki devasa kalabalığın yönetimi ve on binlerce kişinin güvenli bir şekilde yeni yılı kutlayabilmesi, aylar süren titiz bir lojistik ve güvenlik planlamasını gerektirmektedir. İspanya Ulusal Polisi (Policía Nacional), Belediye Polisi (Policía Municipal) ve sivil savunma ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü bu operasyon, Madrid'in yılbaşı organizasyonunun görünmeyen omurgasını oluşturur. Yılbaşı gecesi Puerta del Sol meydanına kapasitesinin üzerinde insan girmesini engellemek için, meydanın kapasitesi son yıllarda elektronik sistemlerle kontrol altına alınmış ve genellikle 20.000 kişi civarında sınırlandırılmıştır. Meydana çıkan tüm ana ve ara sokaklar polis kordonlarıyla kapatılır. Alanın içine sadece belirlenmiş güvenlik noktalarından, üst taraması yapılarak giriş izni verilir. Güvenlik önlemlerinin en önemli maddelerinden biri, alana cam şişe, bardak veya kesici alet niteliği taşıyabilecek sert cisimlerin sokulmasının kesinlikle yasak olmasıdır. Bu kural, kutlamalar sırasında yaşanabilecek olası yaralanmaları önlemek adına tavizsiz uygulanır. İnsanlar yanlarında getirdikleri içecekleri polis kontrol noktalarındaki plastik bardaklara aktarmak zorundadırlar. Ulaşım ağı da bu geceye özel olarak yeniden düzenlenir. Meydanın tam altında bulunan ve şehrin en yoğun ulaşım merkezlerinden biri olan Sol Metro istasyonu, 31 Aralık akşamı saat 21:00 civarında tamamen kapatılır. Bu saatten sonra trenler Sol istasyonunda durmadan transit geçerler. Madrid Belediyesi'nin temizlik birimi (SAMUR ve SELUR), meydan boşalmaya başlar başlamaz devreye girerek, tonlarca plastik bardak, konfeti ve üzüm salkımı çöpünü dakikalar içinde temizler ve meydanı 1 Ocak sabahı için temiz bir hale getirir.

12 Üzüm Geleneğinin Kökenleri ve Vinalopó Hasadı

İspanya'da yılbaşı gecesi tam gece yarısı on iki üzüm yeme geleneği, (Las Doce Uvas de la Suerte - On İki Şans Üzümü), sanılanın aksine yüzyıllar öncesine dayanan antik bir ritüel değildir. Bu geleneğin kökenleri, on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğine, özellikle Madrid sosyetesinin alışkanlıklarına dayanmaktadır. 1880'lerde, Madrid burjuvazisi ve aristokrasisi, Fransız adetlerini taklit etme eğilimindeydi. Fransa'da yılbaşı geceleri şampanya içmek ve yanında tatlı niyetine taze üzüm tüketmek oldukça yaygın bir elit sınıf geleneğiydi. Madrid sosyetesi de bu geleneği benimseyerek özel yılbaşı davetlerinde uygulamaya başladı. Ancak bu durum, Madrid'in alt sınıfları ve sıradan halkı arasında farklı bir tepki doğurdu. O dönemde Madrid belediyesi, sokaklarda yüksek sesle Noel ve yılbaşı kutlamaları yapılmasını kısıtlayan ve bu eylemlere vergi getiren bazı düzenlemeler çıkarmıştı. Buna tepki gösteren Madridliler, burjuvazinin evlerinde şampanya ve üzümle yaptığı elit kutlamalarla alay etmek amacıyla, 31 Aralık gecesi Puerta del Sol meydanında toplanmaya başladılar. Meydandaki kalabalık, yanlarında getirdikleri ucuz üzümleri, saatin her vuruşunda yiyerek aristokrasiyi hicveden bir protesto ve eğlence biçimi geliştirdi. Dolayısıyla, 12 üzüm geleneği başlangıçta elitlerin taklit edildiği satirik bir sokak eylemi olarak doğmuştur. On iki üzüm, yılın on iki ayını temsil edecek şekilde belirlenmiş ve her bir üzümün, karşılık geldiği ay için şans ve bereket getireceğine inanılmaya başlanmıştır. Bu satirik sokak eylemi zamanla popülerleşmiş, Madrid sınırlarını aşmış ve bir tepki biçimi olmaktan çıkarak, toplumun tüm kesimleri tarafından benimsenen, şans ve iyi dilek ritüeline dönüşmüştür. 12 üzüm geleneğinin sadece Madrid'e özgü yerel bir uygulama olmaktan çıkıp tüm İspanya'ya yayılan ulusal bir ritüel haline gelmesi, 1909 yılında yaşanan zirai ve ekonomik bir olaya dayanmaktadır. 1909 sonbaharında, İspanya'nın doğusunda yer alan Alicante bölgesinde, özellikle Vinalopó vadisinde, olağanüstü büyüklükte bir üzüm hasadı gerçekleşmiştir. Aledo cinsi bu beyaz üzümlerin elde kalan devasa miktarını eritmek ve ekonomik zararı önlemek isteyen Alicante'li üzüm üreticileri ve tüccarlar, oldukça yaratıcı ve agresif bir pazarlama kampanyası başlatmışlardır. Üreticiler, 'Şans Üzümleri' (Uvas de la Suerte) adını verdikleri bir konsept yaratarak, yılbaşı gecesi on iki üzüm yemenin gelecek yıl boyunca şans, sağlık ve bereket getireceğini tüm ulusal gazeteler aracılığıyla duyurmuşlardır. Bu pazarlama stratejisi, üzümlerin özel paketler halinde İspanya'nın dört bir yanına trenlerle gönderilmesiyle desteklenmiştir. Kampanya o kadar başarılı olmuştur ki, Madrid'deki yerel bir adet, bir anda tüm İspanyol toplumunun vazgeçilmez bir geleneğine dönüşmüştür. On iki üzüm geleneğinin temelini oluşturan Aledo cinsi üzümlerin, yılın son ayında hala taze olarak kalabilmesi tesadüf değildir. Alicante vilayetine bağlı Vinalopó vadisi, bu tarım ürününün anavatanıdır. Bu bölgedeki üzüm bağlarında uygulanan ve dünyada eşine az rastlanan 'Embolsado' (Torbalama) tekniği, üzümlerin mükemmel kalitede yetişmesinin sırrıdır. Yaz aylarının ortasında, üzüm salkımları henüz olgunlaşmaya yeni başlamışken, üreticiler her bir salkımın üzerine özel olarak tasarlanmış selüloz kağıt torbalar geçirirler ve torbanın ağzını sap kısmından bağlarlar. Bu işlem tamamen el işçiliğiyle yapılır ve milyonlarca salkım tek tek torbalanır. Torbalar, üzümleri sadece böceklerden, kuşlardan ve sert hava koşullarından korumakla kalmaz, aynı zamanda güneş ışığının salkıma doğrudan değil, filtrelenerek ulaşmasını sağlar. Bu sayede üzümün kabuğu kalınlaşmaya ihtiyaç duymaz, çok daha ince, şeffaf ve narin bir yapıda kalır. Ayrıca doğrudan güneşe maruz kalmadığı için rengi altın sarısı ile uçuk yeşil arasında bir tonda sabitlenir. Olgunlaşma süreci torbanın içinde mikro iklim etkisiyle yavaşlar ve bu sayede Aralık ayının son günlerine kadar asma üzerinde çürümeden veya kurumadan tazeliğini muhafaza eder. Hasat zamanı geldiğinde yoğun bir çalışma başlar. Üzümler toplandıktan sonra, fabrikalarda özel bantlarda işçiler tarafından özenle seçilir, ezik veya lekeli olanlar ayrılır. Günümüzde pazarın taleplerine uygun olarak, bu üzümlerin bir kısmı özel makinelerle çekirdeklerinden arındırılır ve hatta kabukları soyularak küçük şeffaf kutular içinde, tam 12 adet olacak şekilde paketlenir. Tüketiciye sunulan bu hazır paketler, özellikle gece yarısı saatin ritmine ayak uydurmakta zorlanan ve üzüm çekirdekleriyle uğraşmak istemeyenler için büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Vinalopó üzümünün bu meşakkatli yolculuğu, İspanyol tarımının geleneksel bilgeliğini ve inovasyon yeteneğini aynı anda sergileyen muazzam bir başarı hikayesidir.

Nochevieja Batıl İnançları ve Las Pre-Uvas Ritüeli

İspanya'da Nochevieja ritüelleri sadece üzüm yemekle sınırlı değildir; bu gece, gelecekle ilgili umutları güvence altına almayı amaçlayan çok sayıda batıl inanç ve sembolik eylemle doludur. Bunların en yaygın ve bilinenlerinden biri kırmızı iç çamaşırı giyme geleneğidir. Kırmızı renk, İspanyol kültüründe ve genel olarak Akdeniz kültürlerinde canlılığı, tutkuyu, kanı ve bereketi temsil eder. Yılbaşı gecesi kırmızı renkte bir iç çamaşırı giymenin, yeni yılda aşk hayatında şans, genel bir refah ve kötü ruhlardan korunma sağlayacağına inanılır. Ancak bu geleneğin çok spesifik bir kuralı vardır: Şansın tam olarak aktif olabilmesi için giyilen kırmızı iç çamaşırının kişinin kendisi tarafından satın alınmamış olması, bir başkası tarafından hediye edilmiş olması gerekmektedir. Aralık ayı boyunca İspanya'daki tüm giyim mağazalarının vitrinleri kırmızı iç çamaşırlarıyla donatılır. Bir diğer önemli batıl inanç ise yeni yıla girildiği an yapılan kadeh tokuşturma ritüeliyle ilgilidir. İspanyollar yeni yılı, Katalonya bölgesine özgü şampanya yöntemiyle üretilen köpüklü şarap olan 'Cava' ile kutlarlar. Geleneğe göre, Cava kadehinin içine altın bir yüzük veya altın bir takı atılır. Şarap içilirken bu altının kadehin içinde kalması, yeni yılda ekonomik refah, para ve zenginlik getireceğine yorulur. Ayrıca kadeh tokuşturulurken kesinlikle herkesin birbirinin gözünün içine bakması şarttır; aksi takdirde şansın bozulacağına inanılır. Seyahat etmeyi sevenler için de farklı bir ritüel mevcuttur: Gece yarısından hemen sonra, boş bir valizle evin etrafında veya sokakta kısa bir yürüyüş yapmanın, yeni yılda bol bol seyahat etme fırsatı yaratacağı düşünülür. Tüm bu ritüeller, İspanyol kültürünün neşeli, umutlu ve kaderi küçük oyunlarla yönlendirmeye çalışan pragmatik yapısını yansıtır. İspanya'da, özellikle Madrid'de yılbaşı kutlamaları tek bir geceyle sınırlı kalmaz. 31 Aralık'taki asıl kutlamanın yoğunluğundan, kalabalığından ve stresinden kaçınmak isteyenler veya eğlenceyi bir gün önceden başlatmak isteyenler için 'Las Pre-Uvas' (Üzüm Öncesi) adı verilen son derece ilginç bir alternatif ritüel gelişmiştir. Las Pre-Uvas, resmi yılbaşı gecesinden tam 24 saat önce, 30 Aralık gece yarısı (veya 30 Aralık'ı 31'ine bağlayan gece) Puerta del Sol meydanında gerçekleştirilir. Aslında bu etkinlik, saat kulesinin mekanizmasını kontrol eden teknisyenlerin saatin doğru çalışıp çalışmadığını test etmek için yaptıkları bir genel provadır. Ancak Madrid halkı, zamanla bu teknik provayı devasa bir sokak partisine dönüştürmüştür. 30 Aralık gecesi, meydan tıpkı 31 Aralık'ta olduğu gibi binlerce insan tarafından doldurulur. Atmosfer yine aynı derecede coşkulu ve şenliklidir. Ancak Las Pre-Uvas'ın en belirgin özelliği, saatin vuruşları sırasında üzüm yerine genellikle farklı yiyeceklerin tüketilmesidir. Gerçek üzümleri 31 Aralık'a saklayan katılımcılar, provada şans getirmesi amacıyla üzüm yerine 12 adet sakızlı şeker (gominolas), çikolata parçası, fıstık, zeytin veya minik kurabiyeler yerler. Bu etkinlik, özellikle çocuklu aileler, ertesi gün çalışmak zorunda olanlar ve 31 Aralık'taki resmi kutlamaların resmiyetinden ziyade daha rahat bir ortam arayan gençler arasında oldukça popülerdir. Pre-Uvas, İspanyol halkının kutlama kültürüne ve sokak hayatına olan düşkünlüğünün, bürokratik veya teknik bir zorunluluğu bile nasıl bir eğlence fırsatına çevirebildiklerinin en güzel kanıtıdır. Madrid'de 31 Aralık günü, sadece gece yapılacak gastronomi ve parti hazırlıklarıyla değil, aynı zamanda şehrin en önemli spor etkinliklerinden biri olan San Silvestre Vallecana koşusuyla da öne çıkar. Kökenleri 1964 yılına dayanan ve adını 31 Aralık gününün azizi olan Papa I. Sylvester'den alan bu etkinlik, Brezilya'nın São Paulo kentinde düzenlenen ünlü Corrida de São Silvestre yarışından ilham alınarak başlatılmıştır. San Silvestre Vallecana, günümüzde dünyanın en geniş katılımlı ve en popüler 10 kilometrelik yılbaşı koşularından biridir. Yarış, Madrid'in finans ve iş merkezi olan Santiago Bernabéu Stadyumu yakınlarında başlar ve şehrin güneyindeki işçi sınıfı mahallesi olan Vallecas'taki stadyumda sona erer. İlki sadece belirli bir dereceye sahip profesyonel atletlerin katıldığı elit yarıştır. İkincisi ve asıl kalabalığı oluşturan kategori ise 'San Silvestre Popular' olarak adlandırılan halk koşusudur. Halk koşusu, devasa bir hareketli karnavalı andırır. Yaklaşık 40 bin

Sıkça Sorulan Sorular

Bu geleneğin kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, yazılı kaynaklarda 1880'lerde Madrid burjuvazisinin Fransız adetlerinden etkilenerek şampanya ve üzüm tüketmesiyle başladığı, 1909 yılında ise Alicante bölgesindeki üzüm üreticilerinin fazla rekolteyi eritmek için yürüttüğü başarılı bir kampanyayla tüm ülkeye yayıldığı kabul edilmektedir.

Real Casa de Correos binasının üzerindeki ünlü saat, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan İspanyol saat ustası José Rodríguez Losada tarafından Londra'da üretilmiş ve İspanya'ya bağışlanmıştır.

Pre-uvas, resmi yılbaşı gecesinden bir gün önce, 30 Aralık gece yarısı Puerta del Sol meydanında yapılan bir saat provasıdır. İnsanlar üzüm yerine genellikle şekerleme veya kuruyemiş yiyerek yeni yıl provasını gerçekleştirirler.

Kırmızı rengin tarihsel olarak şans, bereket ve tutku getirdiğine inanılır. Bu geleneğe göre, şansın tam olarak çalışabilmesi için iç çamaşırının başka biri tarafından hediye edilmiş olması gerekmektedir.

San Silvestre Vallecana koşusu her yıl 31 Aralık günü Madrid'de düzenlenir. Dünyanın en yoğun katılımlı yılbaşı koşularından biridir ve profesyonel atletlerin yanı sıra kostümlü amatör koşucuları da ağırlar.

Yeni yıla girildiği an kadeh tokuşturulurken Cava (İspanyol köpüklü şarabı) kadehinin içine altın yüzük veya takı atmanın, gelecek yılda ekonomik refah ve zenginlik getireceğine inanılmaktadır.

Tıpkı İtalya'da olduğu gibi İspanya'da da mercimek taneleri bozuk paraya benzetilir. Yeni yılın ilk gününde mercimek yemeğinin, o yıl boyunca haneye maddi zenginlik ve bolluk çekeceği düşünülür.

Roscón de Reyes, 6 Ocak tarihindeki Üç Krallar Günü'nde tüketilen, üzeri kurutulmuş meyvelerle süslenmiş halka şeklinde tatlı bir çörektir. İçinde bir kral figürü ve bir bakla tanesi gizlidir.

Çöreğin kendi diliminden bakla çıkan kişi, geleneğe göre o Roscón de Reyes'in parasını ödemekle yükümlüdür. Kral figürünü bulan kişi ise o günün kralı veya kraliçesi ilan edilir ve kağıttan tacı takar.

Önce saatin üstündeki küre (carrillón) aşağı iner ve hazırlık sesleri duyulur. Ardından çeyrekleri belirten dört çift vuruş (los cuartos) yapılır. Son olarak aralarında üçer saniye bulunan on iki ana vuruş (las campanadas) başlar.

Bu yazıyı paylaşın

Merhaba, ben Balbi! 👋

Tur bulmanıza yardımcı olayım mı?