Ballıca Turizm
Plovdiv Gezi Rehberi: Roma Tiyatrosu, Eski Şehir ve Kapana Mahallesi

Fotoğraf: MrPanyGoff · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons

Bulgaristan Rehberi

Plovdiv Gezi Rehberi: Roma Tiyatrosu, Eski Şehir ve Kapana Mahallesi

01 Kasım 2026 12 dakika okuma

Avrupa'nın en eski yaşayan şehirlerinden Plovdiv'de gezilecek yerler: Antik Roma Tiyatrosu, cumbalı konaklarıyla Eski Şehir, Nebet Tepe ve renkli Kapana Mahallesi adım adım rehberimizde.

İçindekiler
  1. 01 Plovdiv Gezi Rehberi: Yedi Tepeli Şehirde Rotalar Nasıl Planlanır?
  2. 02 Antik Roma Tiyatrosu ve Plovdiv'in Roma Mirası
  3. 03 Plovdiv Eski Şehir (Stariya Grad): Cumbalı Konaklar ve Nebet Tepe
  4. 04 Kapana Mahallesi ve Knyaz Aleksandır Caddesi: Sanat, Kafe ve Osmanlı İzleri
  5. 05 Plovdiv Gezilecek Bölgeler ve Duraklar Karşılaştırma Tablosu
  6. 06 Plovdiv'de Ne Yenir ve Akşamları Neler Yapılır?
  7. 07 Plovdiv Gezisi Öncesi Pratik İpuçları ve Kontrol Listesi
  8. 08 Ballıca Turizm ile Plovdiv ve Bulgaristan'ı Keşfedin
  9. 09 Sıkça Sorulan Sorular

Plovdiv gezi rehberi kapsamında mutlaka görülmesi gereken başlıca noktalar; mermer sütunlarıyla ayakta duran Antik Roma Tiyatrosu, Arnavut kaldırımlı yokuşları ve cumbalı konaklarıyla büyüleyen Eski Şehir, sanat atölyeleriyle dolu Kapana Mahallesi ve Meriç Nehri kıyısına uzanan tarihî kent merkezidir. Bizde Filibe adıyla da bilinen ve yedi tepe üzerine kurulan bu köklü yerleşim, Traklardan Romalılara, Osmanlılardan Bulgar Ulusal Uyanış Dönemi'ne kadar uzanan çok katmanlı mirasıyla gezginlere açık hava müzesi tadında bir deneyim sunar. Bu rehberde Plovdiv'in tepelerini, müze evlerini, Osmanlı yadigârı yapılarını ve bohem sokaklarını adım adım nasıl keşfedebileceğinizi bulacaksınız.

Plovdiv Gezi Rehberi: Yedi Tepeli Şehirde Rotalar Nasıl Planlanır?

Avrupa'nın kesintisiz olarak yerleşim gören en eski kentlerinden biri olan Plovdiv, Bulgaristan'ın kültür ve sanat başkenti unvanını sonuna kadar hak eder. Meriç Nehri'nin iki yakasında, verimli Trakya Ovası'nın ortasında yükselen tepelerin etrafına kurulan şehir, gezginlere çok rahat yürünebilen bir merkez sunar. Peki Filibe sokaklarını gezerken nasıl bir sıra izlemelisiniz?

Şehri keşfetmenin en keyifli yolu, güne üç tepenin birleşiminde yer alan Eski Şehir bölgesinden başlayıp Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda cumbalı konakları ve Antik Roma Tiyatrosu'nu gezmek, öğleden sonra ise tepeden aşağıya inerek Hüdavendigâr Camii, Roma Stadyumu ve yaratıcı Kapana Mahallesi'nde vakit geçirmektir. Akşamüstü saatlerini ise Nebet Tepe'de veya Saat Tepe'de gün batımını izleyerek ve Knyaz Aleksandır Caddesi'nde yürüyüş yaparak değerlendirebilirsiniz. Tüm bu tarihî katmanları uzman anlatımıyla ve konforlu ulaşımla deneyimlemek isteyenler, Bulgaristan turları ile Plovdiv'in zengin geçmişini zahmetsizce keşfedebilir.

Plovdiv'e karakterini veren tepelerin her biri kente farklı bir bakış açısı kazandırır. Nebet Tepe, Cambaz Tepe ve Taksim Tepe doğrudan Eski Şehir dokusunu oluştururken; üzerindeki tarihî saat kulesiyle bilinen Sahat Tepe yani Saat Tepe yaya caddesinin hemen batısında yükselir. Biraz daha batıda yer alan Bunarcık Tepesi ve Cendem Tepe (Gençlik Tepesi) ise yemyeşil ağaçları ve uzun yürüyüş patikalarıyla doğa severlerin uğrak noktasıdır. Şehrin kuzeyinden süzülerek geçen Meriç Nehri ve üzerindeki kapalı yaya çarşı köprüsü de kentin iki yakasını birbirine bağlayan keyifli bir yürüyüş hattı oluşturur.

Antik Roma Tiyatrosu ve Plovdiv'in Roma Mirası

Plovdiv'in antik dönemdeki adı olan Trimontium yani Üç Tepe, Roma İmparatorluğu döneminde Balkanlar'ın en parlak ve zengin metropollerinden biriydi. Bugün kentin tam kalbinde, modern binaların ve cumbalı konakların arasında karşınıza çıkan Roma eserleri, bu ihtişamlı geçmişin en canlı kanıtlarıdır.

Antik Roma Tiyatrosu (Philippopolis Tiyatrosu)

Cambaz Tepe ile Taksim Tepe arasındaki doğal çukurluğa yaslanmış olan Antik Roma Tiyatrosu, dünyada en iyi korunmuş antik tiyatrolardan biri olarak kabul edilir. Mermer oturma sıraları, iki katlı görkemli sahne binası, heykelleri ve güneydeki Rodop Dağları'na açılan panoramik manzarasıyla ziyaretçileri ilk bakışta etkiler. Bir toprak kayması sonucunda yüzyıllarca toprak altında kalarak korunan ve arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkarılan bu yapı, günümüzde hâlâ opera, tiyatro ve konser etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır. Mermer basamaklara oturup sahne sütunlarının arasından şehri izlemek, Plovdiv gezisinin en unutulmaz anlarından biridir.

Roma Stadyumu, Odeon ve Antik Forum

Eski Şehir'den aşağıya, modern kentin en işlek yaya caddesine indiğinizde ayağınızın altında devasa bir antik yapının uzandığını fark edersiniz. Cuma Meydanı'nın hemen alt katmanında yer alan Antik Roma Stadyumu, vaktiyle on binlerce seyircinin atletizm ve gladyatör oyunlarını izlediği upuzun bir arenadır. Stadyumun kuzey ucu meydanda açıkça görülebilirken, geri kalan kısmı caddedeki mağazaların alt katlarında ve cam zeminlerin altında devam eder.

Yaya caddesinin güney ucuna, Merkez Postane binasının yanına yürüdüğünüzde ise antik kentin ticari ve idari merkezi olan Philippopolis Forumu ile meclis toplantılarının yapıldığı küçük antik Odeon kalıntılarına ulaşırsınız. Ayrıca bu bölgeye çok yakın konumdaki Piskoposluk Bazilikası, erken Hristiyanlık dönemine ait son derece zengin kuş figürlü taban mozaikleriyle arkeoloji meraklılarının mutlaka görmesi gereken bir duraktır.

Plovdiv Eski Şehir (Stariya Grad): Cumbalı Konaklar ve Nebet Tepe

Plovdiv'in ruhunu en derinden hissedeceğiniz yer, şüphesiz korumalı mimari rezerv alanı olan Eski Şehir yani Stariya Grad bölgesidir. İri dere taşlarıyla döşenmiş dar ve kıvrımlı sokaklarda yürürken, her iki yanınızda yükselen çivit mavisi, bordo, aşıboyası ve hardal sarısı renklere boyanmış ahşap cumbalı konaklar size eşlik eder. Osmanlı sivil mimarisi ile Bulgar Ulusal Uyanış Dönemi estetiğinin iç içe geçtiği bu görkemli evler, dönemin zengin tüccar aileleri tarafından inşa ettirilmiştir.

Etnografya Müzesi (Kuyumcuoğlu Evi) ve Tarihî Konaklar

Eski Şehir'in sembolü haline gelen Kuyumcuoğlu Evi, simetrik barok cephesi, dalgalı alınlığı ve geniş bahçesiyle Filibe mimarisinin zirvesini temsil eder. Günümüzde Plovdiv Bölgesel Etnografya Müzesi olarak hizmet veren bu konakta; geleneksel el dokuması kıyafetler, bakır mutfak eşyaları, kuyumculuk örnekleri, müzik aletleri ve gül yağı üretiminde kullanılan tarihî imbikler sergilenmektedir.

Bölgede ziyaret edebileceğiniz diğer önemli müze evler arasında; bahçesindeki mermer şadırvanı ve Venedik, İskenderiye, İstanbul manzaralı duvar resimleriyle ünlü Hindliyan Evi, görkemli ahşap tavan oymalarıyla dikkat çeken Balabanov Evi ve Fransız şair Alphonse de Lamartine'in Filibe'den geçerken konakladığı Lamartine Evi yer alır. Bu konakların hemen yanındaki Hisar Kapı ise Roma temelleri üzerine yükselmiş taş kemeri ve üzerine oturan cumbalı evle şehrin en çok fotoğraflanan köşesidir. Ayrıca Eski Şehir'in en eski sivil mimari örneklerinden biri olan Klianti Evi, zarif tavan bezemeleriyle Nedkoviç Evi, döneminin tıbbi şişeleri ve bitkisel ilaç kavanozlarıyla korunan Hipokrat Eczacılık Müzesi ve ünlü Bulgar ressamın eserlerini barındıran Zlatyu Boyaciev Galerisi de tarihî sokaklarda karşınıza çıkacak değerli kültür duraklarıdır. Ülkenin diğer tarihî kentleri hakkında genel bir bakış kazanmak için Bulgaristan rehberi sayfamızı da ziyaret edebilirsiniz.

Nebet Tepe, Konstantin ve Elena Kilisesi

Eski Şehir sokaklarını yukarı doğru takip ettiğinizde, kentin ilk kurulduğu yer olan Nebet Tepe'ye ulaşırsınız. Trak döneminden kalma sur duvarlarının, gizli su sarnıçlarının ve gözetleme burçlarının yer aldığı bu tepe, Plovdiv'i kuşbakışı izlemek ve özellikle gün batımında gökyüzünün kızıllığını fotoğraflamak için en popüler noktadır. Tepeden inerken uğrayabileceğiniz Aziz Konstantin ve Elena Kilisesi ile ahşap çan kulesiyle dikkat çeken Azize Marina Kilisesi ise renkli duvar resimleri ve ince ahşap işçilikli ikonostasisleriyle bölgenin dini mimari mirasını yansıtır. Ayrıca Eski Şehir'in kuzey eteklerine doğru indiğinizde, Birleşme Meydanı'nda yer alan Plovdiv Arkeoloji Müzesi'ni ziyaret ederek ünlü Panagyurişte Trak altın hazinesinin incelikli işçiliğini, antik sikkeleri ve Roma dönemi mermer heykellerini yakından görebilirsiniz.

Kapana Mahallesi ve Knyaz Aleksandır Caddesi: Sanat, Kafe ve Osmanlı İzleri

Eski Şehir'in tarihî atmosferinden çıkıp birkaç basamak aşağı indiğinizde, kendinizi bir anda enerjik, renkli ve genç bir mahallede bulursunuz. Kelime anlamı kapan ya da tuzak olan Kapana Mahallesi, adını Osmanlı dönemindeki esnaf ve zanaatkâr loncalarının birbirine açılan labirent benzeri dar sokaklarından alır. Bugün tamamen yayalaştırılmış olan bu mahalle; sokakların üzerine gerilmiş renkli bayrakları, duvar resimleri, bağımsız tasarım atölyeleri, plak dükkânları, üçüncü nesil kahvecileri ve butik restoranlarıyla Plovdiv'in bohem kalbidir.

Hüdavendigâr Camii (Cuma Camii) ve Çifte Hamam

Kapana Mahallesi ile Eski Şehir'in kesiştiği Cuma Meydanı'nda, Balkanlar'daki en eski ve en görkemli Osmanlı eserlerinden biri olan Hüdavendigâr Camii (yerel adıyla Cuma Camii) yükselir. Kesme taş ve tuğla almaşık duvar örgüsü, kurşun kaplı dokuz kubbesi ve zarif minaresiyle erken dönem Osmanlı mimarisinin bütün asaletini taşıyan cami, günümüzde de ibadete açıktır. Caminin köşesindeki caddeye bakan ahşap teraslı geleneksel Türk kahvesi ve tatlı mekanı, hem yerlilerin hem de turistlerin közde kahve ve baklava molası verdiği çok sevilen bir duraktır.

Biraz ileride yer alan Osmanlı mirası Çifte Hamam ise restore edilerek çağdaş sanat sergilerine ev sahipliği yapan bir kültür merkezine dönüştürülmüştür. Kubbelerinden süzülen doğal ışık altında modern sanat eserlerini gezmek oldukça etkileyici bir deneyimdir. Ayrıca yaya caddesi boyunca ilerlerken tek minareli Şahabettin İmaret Camii'ni ve Saat Tepe üzerindeki tarihî saat kulesini de görebilirsiniz.

Knyaz Aleksandır Caddesi ve Çar Simeon Bahçesi

Cuma Meydanı'ndan güneye doğru uzanan Knyaz Aleksandır Caddesi, Avrupa'nın en uzun yaya caddelerinden biridir. İki yanında sıralanan neoklasik ve art nouveau cepheli binalar, mağazalar ve dondurmacılarla dolu bu cadde, Çar Simeon Bahçesi'ne kadar uzanır. Cadde üzerinde yürürken basamaklarda oturan sevimli bronz Milyo Heykeli'ni görebilir; yerel halkın kulağına dilek fısıldadığı bu neşeli şehir simgesiyle hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz. Caddenin bir paralelinde uzanan Otets Paisiy Sokağı da sakin kafeleri, sahafları ve sanat galerileriyle yürüyüşe alternatif bir rota sunar.

Yaya caddesinin sonunda sizi karşılayan Çar Simeon Bahçesi ise İsviçreli peyzaj mimarı Lucien Chevallaz tarafından tasarlanmış köklü bir şehir parkıdır. Geniş çınar ağaçları, çiçek tarhları, Viyana pavyonu ve akşamları klasik müzikle senkronize su ve ışık gösterisi sunan Şarkı Söyleyen Çeşmeler havuzuyla bu bahçe, günü dinlenerek kapatmak için harika bir duraktır. Benzer Osmanlı ve Roma mirası taşıyan diğer Balkan şehirlerini de görmek isterseniz Balkan Turları programlarımızı inceleyebilirsiniz.

Plovdiv Gezilecek Bölgeler ve Duraklar Karşılaştırma Tablosu

Plovdiv seyahatinizi planlarken hangi bölgede hangi eserlerin bulunduğunu ve nasıl bir atmosferle karşılaşacağınızı aşağıdaki tabloda özet olarak görebilirsiniz:

Bölge / Mahalle Başlıca Gezilecek Yerler Bölgenin Karakteri Zemin ve Yürüyüş Yapısı En Uygun Zaman
Eski Şehir (Stariya Grad) Kuyumcuoğlu Evi, Hindliyan Evi, Balabanov Evi, Hisar Kapı Tarihî, nostaljik, cumbalı konaklar ve müzeler Eğimli yokuşlar ve iri Arnavut kaldırımı taşlar Sabah ve öğleden önce
Antik Tiyatro ve Nebet Tepe Roma Tiyatrosu, Trak surları, Konstantin ve Elena Kilisesi Arkeolojik, anıtsal ve panoramik manzaralı Tepe çıkışı, taş basamaklar ve antik kalıntılar Sabah erken veya gün batımı
Cuma Meydanı ve Yaya Caddesi Hüdavendigâr Camii, Roma Stadyumu, Knyaz Aleksandır Caddesi Çok kültürlü, hareketli, alışveriş ve yürüyüş odaklı Tamamen düz ayak ve geniş yaya bulvarı Öğle ve ikindi saatleri
Kapana Mahallesi Sanat atölyeleri, duvar resimleri, butik kafeler ve restoranlar Bohem, yaratıcı, genç ve gastronomi odaklı Düz ayak, dar ve trafiğe kapalı yaya sokakları Öğle molası ve akşam saatleri
Çar Simeon Bahçesi ve Tepeler Şarkı Söyleyen Çeşmeler, Saat Tepe (Sahat Tepe), Bunarcık Tepesi Yeşil, dinlendirici, park ve seyir terası atmosferi Park içi düz patikalar ve tepe yürüyüş yolları Akşamüstü ve gece

Plovdiv'de Ne Yenir ve Akşamları Neler Yapılır?

Plovdiv, hem geleneksel Trakya-Bulgar mutfağını hem de modern dünya mutfaklarını bir arada sunan zengin bir gastronomi şehridir. Eski Şehir'deki tarihî konakların avlularında hizmet veren geleneksel restoranlarda; güveçte ağır ağır pişirilmiş et ve sebze yemeği kavarma, közlenmiş kırmızı biber ve beyaz peynirle hazırlanan şopska salatası, süzme yoğurt ve cevizle yapılan snejanka mezesi ile sıcak sarımsaklı ekmekleri mutlaka tatmalısınız.

Kapana Mahallesi'nde ise el yapımı burgerlerden yaratıcı makarnalara, ev yapımı limonatalardan özel kavrum kahvelere kadar çok daha modern bir menü çeşitliliği vardır. Öğleden sonra Cuma Camii'nin yanındaki terasta telveli bir kahve içip şerbetli tatlıların tadına bakmak, akşam ise Kapana'nın ışıklandırılmış sokaklarında canlı müzik dinleyip Çar Simeon Bahçesi'ndeki su ve ışık gösterisini izlemek Plovdiv akşamlarının en keyifli klasiğidir.

Plovdiv Çevresinde Gezilecek Yerler: Asen Kalesi ve Baçkovo Manastırı

Plovdiv gezinizi biraz daha genişletmek ve Rodop Dağları'nın yemyeşil eteklerine uzanmak isterseniz, kentin hemen güneyindeki Asenovgrad rotası harika bir tamamlayıcıdır. Sarp ve dik bir kayalığın tepesinde yükselen Orta Çağ yapısı Asen Kalesi, vadinin tamamına hâkim panoramik manzarası ve uçurumun kenarında tek başına ayakta duran iki katlı taş Meryem Ana Kilisesi ile fotoğraf tutkunlarını kendine çeker. Kalenin biraz daha ilerisinde, Çepelare Nehri vadisinde yer alan Baçkovo Manastırı ise Rila'dan sonra ülkenin en büyük ve en köklü ikinci manastırıdır. Gürcü ve Bizans mimari geleneklerinin izlerini taşıyan manastır; avlusundaki asırlık cennet hurması ağacı, meşhur yemekhane freskleri ve kemikli şapeliyle bölgenin en önemli ruhani durakları arasındadır.

Plovdiv Gezisi Öncesi Pratik İpuçları ve Kontrol Listesi

Plovdiv seyahatinizden maksimum keyif almak için hazırlık aşamasında bazı küçük ama önemli detaylara dikkat etmeniz önerilir. Seyahat öncesi evrak ve başvuru süreçleri için vize danışmanlığı birimimizden güncel bilgileri öğrenebilir, gezi adımlarınızı tur planlayıcı üzerinden kolayca organize edebilirsiniz. İşte Filibe sokaklarına çıkmadan önce kontrol listesi:

  • Düz ve Yumuşak Tabanlı Ayakkabı: Eski Şehir bölgesindeki sokaklar orijinal iri dere taşları ve Arnavut kaldırımlarıyla kaplıdır; topuklu veya ince tabanlı ayakkabılar yerine bileği kavrayan rahat bir yürüyüş ayakkabısı giyin.
  • Birleşik Müze Giriş Seçenekleri: Eski Şehir'deki Etnografya Müzesi, Hindliyan Evi, Balabanov Evi ve Antik Tiyatro gibi birden fazla noktayı gezecekseniz, gişelerden kombine ziyaret seçenekleri hakkında güncel bilgi alın.
  • Nakit ve Kart Dengesi: Kapana ve Knyaz Aleksandır Caddesi'ndeki mekanlarda kredi kartı yaygın olarak geçse de Eski Şehir'deki küçük el işi dantel, seramik ve resim tezgâhları için yanınızda yerel nakit bulundurun.
  • Mevsim ve Sıcaklık Hazırlığı: Plovdiv, Trakya Ovası'nda yer aldığı için yaz aylarında başkent Sofya'ya kıyasla oldukça sıcak olabilir; yazın şapka, güneş gözlüğü ve su matarası bulundurun, tepe yürüyüşlerini sabah erken veya akşamüstü saatlerine bırakın.
  • Cami ve Kilise Ziyaret Kuralları: Hüdavendigâr Camii ile Eski Şehir'deki Ortodoks kiliselerini ziyaret ederken omuz ve dizleri örten kıyafetler tercih etmeye özen gösterin.
  • Gün Batımı Saatini Yakalayın: Nebet Tepe veya Antik Roma Tiyatrosu'nda gün batımı manzarası çok etkileyici olduğundan, fotoğraf çekimi için akşamüstü saatlerinde tepede olacak şekilde rotanızı planlayın.

Ballıca Turizm ile Plovdiv ve Bulgaristan'ı Keşfedin

Plovdiv, sokaklarında yürürken her adımda farklı bir uygarlığın izine rastlayacağınız, cumbalı evlerinin sıcaklığıyla ziyaretçisini hemen saran çok özel bir kültür şehridir. Kuyumcuoğlu Evi'nin mimari inceliklerini, Roma Tiyatrosu'nun akustiğini ve Kapana sokaklarının ardındaki esnaf geleneğini konuya hâkim bir rehberin anlatımıyla dinlemek, bu güzel şehri sadece görmekten çıkarıp gerçekten yaşamanızı sağlar. Özellikle birden fazla medeniyetin bıraktığı katmanları doğru sırayla takip etmek ve müze evlerin avlu kültürünü yerinde anlamak, gezinizden alacağınız tarihsel doyumu katbekat artırır ve zamanınızı en verimli biçimde değerlendirmenize yardımcı olur.

TÜRSAB belgeli acentemiz Ballıca Turizm, 1996'dan beri düzenlediği kapsamlı Kültür Turları ile misafirlerine Balkan coğrafyasının en seçkin rotalarını sunmaktadır. İstanbul Beylikdüzü merkezli ofisimiz, 7/24 çağrı merkezi desteğimiz ve Ballıca Club ayrıcalıklarımızla seyahatinizin başından sonuna kadar yanınızdayız. Plovdiv'in tarihî tepelerini, Sofya ve Rila gibi önemli duraklarla birleştiren güncel programlarımızı sitemizden inceleyebilir, size en uygun seyahat planı için danışmanlarımızla iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Plovdiv'in ana cazibe merkezleri olan Eski Şehir, Antik Roma Tiyatrosu, Kapana Mahallesi ve Knyaz Aleksandır Caddesi birbirine çok yakın olduğu için dolu dolu bir veya iki gün şehri rahatça keşfetmeye yeterlidir. Çevredeki Asen Kalesi ve Baçkovo Manastırı da eklenecekse süre uzatılabilir.

Evet, başkent Sofya ile Plovdiv arası düz otoyol bağlantısına sahip olduğundan günübirlik geziler için oldukça uygundur. Bununla birlikte Plovdiv'in akşam atmosferini ve Kapana Mahallesi'ni yaşamak isteyen gezginler genellikle bir gece konaklamalı tur programlarını tercih eder.

Eski Şehir üç tepenin yamaçlarına kurulduğu için sokaklar hafif eğimlidir ve zemin tarihi Arnavut kaldırımı taşlarla döşelidir. Rahat bir spor ayakkabıyla her yaştan gezgin dinlene dinlene bu bölgeyi keyifle gezebilir.

Tiyatronun üst kısmından geçen sokaktaki korkuluklardan sahneyi ve mermer sıraları yukarıdan kısmen görmek mümkündür. Ancak sahne detaylarını, heykelleri ve tam panoramayı deneyimlemek için içeri girerek basamaklara inmeniz tavsiye edilir.

Trafiğe kapalı dar sokaklardan oluşan Kapana Mahallesi'nde üçüncü nesil kahveciler, tasarım dükkânları, sanat galerileri, el işi atölyeleri ve dünya mutfağından lezzetler sunan butik restoranlar yer alır. Gündüz kahve molası, akşam ise yemek ve sohbet için kentin en popüler noktasıdır.

En başta görkemli dış cephesi ve zengin koleksiyonuyla Kuyumcuoğlu Evi yani Etnografya Müzesi ziyaret edilmelidir. Ardından duvar resimleri ve şadırvanıyla ünlü Hindliyan Evi ile ahşap işçiliğiyle öne çıkan Balabanov Evi listenize eklenebilir.

Şehrin tam merkezindeki Cuma Meydanı'nda yer alan çok kubbeli Hüdavendigâr Camii, nehir yakınına doğru uzanan Şahabettin İmaret Camii ve bugün sanat galerisi olarak kullanılan Çifte Hamam en önemli Osmanlı eserleridir. Ayrıca Eski Şehir'deki konak mimarisi de bu ortak kültürel mirası yansıtır.

İlkbahar ve sonbahar ayları, bunaltıcı sıcaklar olmadan Eski Şehir yokuşlarını yürümek ve açık hava kafelerinde oturmak için en ideal dönemlerdir. Yaz aylarında ise Antik Roma Tiyatrosu'nda düzenlenen açık hava konserleri ve festivaller şehre ayrı bir canlılık katar.

Kentin hemen güneyinde, Rodop Dağları'nın girişinde sarp bir kayalık üzerine kurulu Asen Kalesi ve biraz daha ilerideki tarihî Baçkovo Manastırı Plovdiv gezisiyle kolayca birleştirilebilir. Her iki nokta da hem doğa hem de tarih meraklıları için etkileyici manzaralar sunar.

Bu yazıyı paylaşın

Merhaba, ben Balbi! 👋

Tur bulmanıza yardımcı olayım mı?