Uluğ Bey'in 15. yüzyılda kurduğu rasathane, Semerkant'ı İpek Yolu'nun bilim başkentlerinden biri yaptı. Bu rehber kalıntıyı, yıldız kataloğunu, müzeyi ve ziyaret ipuçlarını sade bir dille anlatıyor.
İçindekiler
- 01 Semerkant Uluğ Bey Rasathanesi Neden Görülmeye Değer?
- 02 Uluğ Bey Kimdi? Hükümdar ve Gökbilimci
- 03 Rasathanenin Yapısı ve Büyük Sekstant
- 04 Zic-i Sultani: Yıldız Kataloğu ve Hesaplar
- 05 Semerkant Bilim Okulu: Ali Kuşçu ve Kadızade-i Rumi
- 06 Rasathanenin Kaderi ve Yeniden Keşfi
- 07 Uluğ Bey Rasathanesi Müzesi ve Ziyaret İpuçları
- 08 Rasathaneyle Birlikte Gezilecek Yerler ve Rota Önerisi
- 09 Sıkça Sorulan Sorular
Semerkant denince çoğu gezginin aklına turkuaz kubbeler, Registan’ın medreseleri ve Timur’un türbesi gelir. Oysa şehrin kuzeydoğusundaki alçak bir tepede, bu mavi çiniler kadar etkileyici başka bir miras daha durur: Semerkant Uluğ Bey Rasathanesi. Burada gökyüzünü ölçmek için kurulmuş, bugün yalnızca temelleri ve yerin altına gömülü dev bir yay kalıntısı görülebilen, ama dünya bilim tarihinde hâlâ konuşulan bir yapı vardır. Bu yazıda rasathanenin hikâyesini, Uluğ Bey’in kim olduğunu, yıldız kataloğunun neden önemli sayıldığını ve ziyaret planını nasıl kuracağınızı adım adım anlatıyoruz.
Semerkant Uluğ Bey Rasathanesi Neden Görülmeye Değer?
İlk bakışta burası, Semerkant’ın diğer duraklarına göre sade görünür. Parlak çini yoktur, yüksek bir portal yoktur; tepede bir müze binası, çevresinde bahçe ve rasathanenin temel izleri vardır. Ama ziyaretin asıl etkisi, üzerinde durduğunuz noktanın altı yüz yılı aşkın bir süre önce bir bilim merkezi olduğunu fark ettiğiniz anda başlar. Rasathane, bir hükümdarın sarayından çok bir araştırma enstitüsü gibi çalışmış; hesap yapan, gözlem kaydeden, tablo hazırlayan bir ekibin ortak mekânı olmuştur.
Gezginler için bu durağın bir başka değeri, Semerkant’ı yalnızca “güzel bir ortaçağ şehri” olarak değil, düşünce üreten bir merkez olarak göstermesidir. Registan Meydanı’ndaki medreselerde matematik ve astronomi dersleri verildiğini, bu derslerin rasathanedeki gözlemlerle beslendiğini öğrendiğinizde şehir daha bütünlüklü anlam kazanır. Tur programlarında zaman sıkışık olduğu için bu durak bazen atlanır; oysa yarım gün bile ayırmadan, kısa ama dikkatli bir ziyaretle çok şey kazanılır.
Uluğ Bey Kimdi? Hükümdar ve Gökbilimci
Uluğ Bey, 1394 yılında doğan ve adı Muhammed Taragay olan Timurlu şehzadesidir; Timur’un torunu, Şahruh’un oğludur. Uluğ, Türkçede “büyük” anlamına gelir ve lakap olarak ona çok erken yaşta yapışmıştır. Babası Şahruh Herat’ta hüküm sürerken genç şehzade 15. yüzyılın başında Semerkant’ın başına geçti. Yıllar boyunca önce vali, sonra hükümdar olarak şehri yönetti; ama kendisini siyasetten çok bilimle anan bir kişilik olarak tanındı.
Çocukluğundan itibaren geniş bir eğitim aldığı, Arapça ve Farsçanın yanında matematik ve astronomide derinleştiği anlatılır. Semerkant’ı bir bilim ve eğitim şehrine çevirme isteği, 1417 civarında Registan’da yaptırdığı medresede de görülür. Bu medresede ders veren alimlerin kimler olduğu üzerine farklı kaynaklar farklı isimler sayar; ancak ortak nokta, Uluğ Bey’in kendisinin de ders verdiği ve öğrencilerle yakından ilgilendiğidir.
Hayatının son yıllarında oğluyla yaşadığı çatışma, onu hem tahtından hem canından etti. 1449’da, oğlu Abdüllatif’in düzenlediği bir komplo sonucu öldürüldü. Mezarı bugün Gur-i Emir türbesindeki Timur ailesi mezarlarının yanındadır; bu bölümü Gur-i Emir ve Timurlu mirası yazımızda ayrıntılı biçimde bulabilirsiniz. Rasathaneyi gezmeden önce ya da sonra türbeyi de görmek, hikâyeyi tamamlamak açısından çok yerinde olur.
Rasathanenin Yapısı ve Büyük Sekstant
Rasathane, 1420’li yıllarda inşa edildi. Kaynaklarda üç katlı, yuvarlak planlı ve çevresi geniş bir yapı olarak tarif edilir. Merkezinde, meridyen düzlemine yerleştirilmiş çok büyük bir gözlem aleti bulunuyordu. Bu alet, yani sekstant ya da Fahri sekstantı olarak bilinen yay, yerin altına açılmış bir hendeğin içine yerleştirilmişti. Yayın yarıçapı kırk metre civarında anlatılır; böylece gökcisimlerinin yüksekliği son derece küçük bölümlerle okunabiliyordu.
Büyük bir yayın yerin altında olması tesadüf değildir. Titreşimden ve rüzgârdan etkilenmeyen bir ölçüm için, aletin gövdesinin sağlam bir zemine, hatta kayaya oturtulması gerekiyordu. Yayın üzerindeki derece işaretleri mermerle kaplı olup çok ince ayrılmıştı; gözlemci, tepedeki küçük bir delikten düşen güneş ışığını ya da yıldız konumunu bu ölçek üzerinde okuyordu. Sonuçta dakikanın kesirleri düzeyinde bir hassasiyete ulaşılması, o dönem için olağanüstü kabul edilir.
Bugün ziyaretçi için görünen kısım, bu yayın alt bölümüdür: tepenin yamacında açılmış, merdivenle inilen dar bir kanal ve içindeki mermer ölçek parçaları. Yapının üst bölümü, yani çok katlı gözlem binası günümüze ulaşmamıştır. Müzedeki maketler ve çizimler, o üst yapının nasıl görünmüş olabileceğini anlamaya yardım eder; ama kesin ayrıntılarda bilim insanları arasında yorum farkları vardır, o yüzden maketleri “olası görünüm” olarak okumak en doğrusudur.
Gözlemin nasıl yapıldığını hayal etmek için şunu düşünün: gökyüzü açık bir gecede, ekip yayın üzerinde ilerleyen bir ölçüm işaretine bakarak yıldızın meridyenden geçtiği anı yakalamaya çalışır, bir yandan da bir yardımcı süreyi kaydeder. Bu işin tek gecede bitmediğini, aynı yıldızın farklı mevsimlerde tekrar tekrar ölçüldüğünü bilmek gerekir. Günlük kayıtlar toplanır, hatalı görünen değerler karşılaştırılır, ortalamalar alınırdı. Bugün bilgisayarın yaptığı işi o dönemde, elle çizilen çizelgeler ve uzun hesap sayfaları yapıyordu.
Zic-i Sultani: Yıldız Kataloğu ve Hesaplar
Rasathanenin asıl ürünü, Zic-i Sultani adıyla bilinen astronomi tablolarıdır. Yaklaşık on yedi yıl süren gözlemlerin sonunda hazırlanan bu eser, yaklaşık bin yirmi yıldızın konumunu içeren bir yıldız kataloğunu kapsıyordu. Kataloğun önemi, Batı’da uzun süre var olan Batlamyus kataloğunun yeniden kullanılmasına karşı, yıldızların yeni gözlemlerle yeniden ölçülmüş olmasından gelir. Yani Uluğ Bey ve ekibi, eski bilgiyi aktarmakla yetinmemiş, gökyüzüne yeniden bakmıştır.
Eser yalnızca yıldız listesinden ibaret değildir. Takvim hesapları, farklı takvimler arasındaki dönüşümler, Güneş ve Ay’ın hareketleri, enlem-boylam cetvelleri ve trigonometri tabloları da içinde yer alır. Özellikle sinüs ve teğet tablolarının çok küçük aralıklarla verilmesi, matematiksel olarak yüksek bir kalite sayılmıştır. Tablolar sonraki yüzyıllarda Doğu’da ve Batı’da kopyalanmış, çevrilmiş ve şerh edilmiştir.
Yıl uzunluğu hesabı, yapılan ölçümlerin ne kadar dikkatli olduğunu gösteren örneklerden biridir. Rasathanenin bulduğu değer, modern ölçümlere yalnızca birkaç dakikalık bir farkla yaklaşır. Bu sonuç, tek bir kişinin sezgisinden çok, uzun yıllara yayılan sistemli kayıt tutmanın eseridir. Gökyüzünü bu kadar yakından izlemek için bir ekip, bir bütçe ve süreklilik gerekir; Uluğ Bey bunların üçünü de sağlayabilen nadir hükümdarlardandı.
Semerkant Bilim Okulu: Ali Kuşçu ve Kadızade-i Rumi
Rasathane tek başına çalışan bir dahinin eseri değildi; bir bilim okulunun merkeziydi. Bu okulun en tanınan isimlerinden biri Kadızade-i Rumi’dir. “Rumi” lakabı Anadolu kökenine işaret eder; kaynaklara göre Bursa’da yetişmiş, sonra Semerkant’a gelerek Uluğ Bey’in yakın çalışma arkadaşı olmuştur. Şah-ı Zinde türbeler yolunda onun anıt mezarını görmek mümkündür; bu yüzden Anadolu’dan bakan bir gezgin için Semerkant’ın bilim hikâyesi biraz da tanıdık bir hikâyedir.
Bir diğer önemli isim Ali Kuşçu’dur. Semerkantlı bir ailenin çocuğu olan Ali Kuşçu, rasathanede çalıştı, Zic-i Sultani’nin tamamlanmasında rol aldı ve Uluğ Bey’in ölümünden sonra yolu Tebriz üzerinden İstanbul’a uzandı. Fatih Sultan Mehmed döneminde Osmanlı topraklarında ders vermesi, Semerkant’taki bilimsel birikimin Anadolu’ya taşındığını gösteren önemli bir halkadır. Bu bağ, Timurlu coğrafyasıyla Osmanlı dünyasını ortak bir bilgi hattı üzerinde buluşturur; konuyla ilgilenenler Özbekistan’daki Türk izleri yazımıza da göz atabilir.
Rasathanede ayrıca Giyaseddin Cemşid gibi başka hesap ustalarının çalıştığı da anlatılır; ancak kimin hangi bölümde ne kadar pay sahibi olduğu konusunda kaynaklar her zaman aynı fikirde değildir. Genel tablo ise açıktır: Semerkant, 15. yüzyılın ilk yarısında matematik, astronomi ve tıp alanlarında birbirini besleyen bir öğrenci-hoca ağıyla çalışıyordu. Registan’daki medrese bu ağın eğitim ayağı, rasathane ise araştırma ayağıydı.
Rasathanenin Kaderi ve Yeniden Keşfi
Uluğ Bey’in 1449’daki ölümünden sonra rasathane de sahipsiz kaldı. Dönemin bazı dinî çevreleri, gökbilimi ve benzeri çalışmaları hoş karşılamıyordu; bu çevrelerin etkisiyle yapı bakımsız bırakıldı, zamanla yıkıldı. Alet ve belgelerin bir kısmı dağıldı, bir kısmı başka şehirlere götürüldü. Yüzyıllar içinde yapının tam yeri bile unutuldu; yalnızca eski yazılı kaynaklarda adı geçen bir efsane gibi kaldı.
Yeniden keşif, 20. yüzyılın başında gerçekleşti. 1908 yılında amatör arkeolog Vasili Vyatkin, eski kayıtlardaki tarifleri izleyerek tepede kazı yaptı ve sekstantın yerin altındaki kısmını buldu. Bulunan yayın büyüklüğü, kaynaklarda anlatılanla örtüşüyordu. Sonraki yıllarda yapılan çalışmalar temelleri ortaya çıkardı; alanda bugün gördüğünüz düzenleme ve müze, bu uzun araştırma sürecinin devamıdır.
Bu hikâyede dikkat çeken nokta, kazı sırasında yayın çok az hasar görmüş olmasıdır. Yeraltında olması, onu yüzyıllar boyunca korumuş gibidir. Ziyaretçi olarak yayın içinde dururken, bir zamanlar burada gözlemcilerin ince hesaplar yaptığı fikrini kafanızda canlandırmak zor değildir. Rehberiniz bu bölümde, önceden okuduğunuz bilgiyi yerinde somutlaştırmanıza yardımcı olacaktır.
Uluğ Bey Rasathanesi Müzesi ve Ziyaret İpuçları
Alandaki müze, rasathanenin tarihini, Uluğ Bey’in portresini, yıldız kataloğunun kopyalarını ve dönemin gözlem aletlerinin modellerini bir arada sunar. Duvarlardaki panolar genellikle Özbekçe, Rusça ve İngilizce hazırlanmıştır; Türkçe rehber eşliğinde gezilirse anlatım çok daha akıcı olur. Müzenin içinde ayrıca gök haritaları, Zic-i Sultani’den sayfalar ve Semerkant’ın ortaçağ bilim insanlarını tanıtan bölümler bulunur.
Müzeyi gezerken özellikle dikkat edebileceğiniz birkaç ayrıntı var. Duvarlardaki gök haritalarında takımyıldızların Arapça ve Latince adlarının yan yana verildiğini görürsünüz; bu, katalogun kültürler arasında nasıl dolaştığının küçük bir kanıtıdır. Uluğ Bey’in portresi ve onun etrafındaki alimlerin tasvirleri, rasathane ekibinin ne kadar kalabalık olduğunu hissettirir. Sergide ayrıca ortaçağ astronomi aletlerinin modelleri bulunur: usturlap, çeyrek daire ve silah küreleri gibi aletlerin işlevini rehberiniz kısaca açıklar. Yanınızda gençler varsa bu modeller sohbeti kolayca başlatır.
Alanın hemen çevresinde ağaçlı bir bahçe ve oturma yerleri bulunur. Ziyaret sonunda burada birkaç dakika durup tepeden şehre bakmak, gezinin sakin bir kapanışı olur. Güneşli günlerde şapka ve su taşımak işinizi kolaylaştırır; çünkü açık alanda gölge sınırlıdır.
Ziyaret için birkaç pratik öneri şunlardır:
- Tepe açık bir alan olduğu için yaz aylarında sabah erken ya da öğleden sonra geç saatleri tercih edin; gölge az, güneş doğrudan etkilidir.
- Sekstantın bulunduğu kanala inen merdivenler dar ve zaman zaman kaygan olabilir; düz tabanlı, rahat ayakkabı giyin.
- Fotoğraf çekerken kanalın içindeki ışık düşüktür; telefonunuzun gece modu ya da pozlama ayarı işe yarar.
- Açılış saatleri ve giriş koşulları mevsime göre değişebileceği için güncel bilgiyi rehberinizden ya da tur danışmanınızdan öğrenin.
- Ziyareti gün içinde Registan ve Gur-i Emir ile aynı akışa yerleştirirseniz Uluğ Bey’in izini üç durakta birden takip edersiniz.
Aşağıdaki tablo, Uluğ Bey’in Semerkant’taki izlerini yaklaşık ziyaret sürelerine göre özetliyor.
| Durak | Uluğ Bey bağlantısı | Yaklaşık süre |
|---|---|---|
| Rasathane ve müze | Gözlem merkezi, sekstant kalıntısı | 1 saat |
| Registan, Uluğ Bey Medresesi | Kendi kurduğu eğitim kurumu | 1 saat |
| Gur-i Emir | Mezarı, Timur ailesi türbesi | 45 dakika |
| Şah-ı Zinde | Kadızade-i Rumi’nin türbesi | 1 saat |
| Bibi Hanım Camii | Aynı dönemin Timurlu mimarisi | 30 dakika |
| Afrasiyab Müzesi | Şehrin eski yerleşim katmanları | 45 dakika |
Rasathaneyle Birlikte Gezilecek Yerler ve Rota Önerisi
Rasathane şehir merkezinden kısa bir araç yolculuğuyla ulaşılan bir noktadadır; bu yüzden en iyi planlama, onu sabah erken veya öğleden sonra ayrı bir duraktan ziyaret etmektir. Yakınında Afrasiyab Müzesi bulunur. Bu müze, şehrin eski yerleşim tepesinin hemen kenarındadır ve ünlü Soğd duvar resimlerini barındırır. Bilim ve tarih hattını birleştirmek isteyen gezginler için rasathane ve müze ikilisi, öğleden önceki yarım günü rahatlıkla doldurur.
Registan, rasathaneden ayrı düşünülmemelidir. Meydanın ortasındaki Uluğ Bey Medresesi, yaklaşık 1417-1420 arasında inşa edilmiş, cephesindeki yıldız motifli çinileriyle tanınır. Giriş kapısının üzerindeki yıldız desenlerinin gökbilimle bağlantısı çoğu anlatımda vurgulanır. Medresenin detaylarını ve meydanın ziyaret düzenini Registan Meydanı ziyaret rehberimizde bulabilirsiniz. Türbelerle ilgilenenler için Şah-ı Zinde ve Bibi Hanım yazımız de yolculuğa iyi bir tamamlayıcıdır.
Rotayı genel Semerkant planınıza yerleştirmek için Semerkant’ta nereler gezilir rehberine bakabilir, şehrin bütününü Semerkant gezi rehberinde görebilirsiniz. Mimari ayrıntılara meraklıysanız Özbekistan mimarisi yazısı, çini ve kubbe dilini anlamak için iyi bir kaynaktır.
Gün içi örnek akış
Sabah rasathane ve müze, ardından Afrasiyab ile kısa bir öğle molası, öğleden sonra Registan ve Gur-i Emir; akşam üzeri Şah-ı Zinde’nin ışığı için ayrı bir saat bırakmak mantıklı bir sıradır. Böyle bir günde Uluğ Bey’in izini hem gözlem alanında, hem eğitimde, hem de mezar başında görmüş olursunuz. Yoğun programlarda rasathane ziyareti tek başına kısa tutulabilir; ama yan duraklarla birlikte ele alınınca anlam kazanır.
Mevsime göre ziyaret
İlkbahar ve sonbahar, tepede yürümek için en rahat dönemlerdir; hava ne bunaltıcı ne de serindir. Yaz ortasında öğle sıcağı Semerkant’ta ağır geçer, bu nedenle rasathaneyi sabaha almak iyi bir fikirdir. Kış aylarında ise merdivenler ıslak veya buzlu olabilir; sekstant kanalına inerken özellikle dikkat etmek gerekir. Mevsim fark etmeksizin müze içi ziyareti hava koşullarından görece bağımsızdır.
Çocuklar ve ilgi duymayanlar için
Gökbilimle ilgilenmeyen yol arkadaşlarını sıkmamanın yolu, ziyareti bir hikâye gibi anlatmaktır: yer altı yayı, kayıp bir bilim merkezi, yeniden keşif ve katledilen bir hükümdar. Çocuklara “altı yüz yıl önce yıldızları ölçen insanlar” diye başlamak çoğu zaman yeterlidir. Tepeden şehir manzarası da kısa bir fotoğraf molası için güzel bir fırsattır.
Uluğ Bey’in bilim mirası bugün nasıl hatırlanıyor?
Özbekistan’da Uluğ Bey’in adı yalnızca müzelerde değil, günlük hayatta da yaşar. Üniversitelere, caddelere, kurumlara onun adı verilmiştir; astronomi konusundaki çalışmaları okullarda anlatılır. Uluslararası astronomi çevrelerinde de Ay’ın bir kraterine onun adının verilmesi, mirasının evrensel boyutunu gösterir. Yıldız kataloğu, bilim tarihinde çoğu zaman Batlamyus ile Tycho Brahe arasındaki en önemli gözlem kataloglarından biri olarak anılır.
Bir gezgin için bu mirasın anlamı, Semerkant’ta gördüğünüz her kubbenin ve her çinili yüzeyin arkasında geometri, hesap ve ölçü olduğunu fark etmektir. Mavi çinilerin düzeni, kubbe oranları ve yıldız motifleri, aynı bilgi dünyasının mimariye yansıyan hâlidir. Bu bakış açısıyla gezilen bir Semerkant, yalnızca fotoğraf karelerinden ibaret kalmaz.
Ülke genelinde bu tür bilim ve kültür izlerini görmek isteyenler için Özbekistan gezi rehberi güzel bir başlangıç noktasıdır. Orada Buhara’dan Hive’ye uzanan başka medrese ve kütüphane şehirleri de tanıtılır. Semerkant’taki rasathane ise bu zincirin en çarpıcı bilimsel halkası olarak öne çıkar.
Ballıca Turizm ekibi olarak Özbekistan programlarında bu türden tarih ve bilim duraklarına, zaman izin verdiği ölçüde yer açmaya özen gösteriyoruz. Rasathanenin güne sığıp sığmayacağı ise programın akışına ve mevsime göre değişir; bunu seyahatten önce danışmanımızla konuşmanız en doğrusu olur. Böylece planınıza kalabalık saatleri ve yürüyüş yükünü de hesaba katabilirsiniz.
Ballıca ile Özbekistan’ın bilim ve miras duraklarını rehber eşliğinde görmek isterseniz Ballıca Turizm’in Özbekistan turlarını inceleyin.
Sıkça Sorulan Sorular
Rasathane, şehir merkezinin kuzeydoğusunda alçak bir tepenin üzerindedir ve merkezden kısa bir araç yolculuğuyla ulaşılır. Çoğu tur programında Afrasiyab Müzesi ile aynı bölgede ziyaret edilir. Tam güzergâhı rehberiniz yönlendirir.
Uluğ Bey, Timur'un torunu olan Timurlu hükümdarıdır ve 15. yüzyılda Semerkant'ı yönetmiştir. Siyasi kimliğinden çok, kurduğu rasathane ve yıldız kataloğu sayesinde bir gökbilimci ve matematikçi olarak tanınır.
Yapının üst bölümü günümüze ulaşmamıştır. Görülebilen kısım, yerin altındaki büyük sekstant yayının kalıntısıdır. Yanındaki müzede maketler, panolar ve yıldız kataloğuyla ilgili sergiler yer alır.
Sekstant, gök cisimlerinin yüksekliğini çok hassas ölçmek için kullanılan büyük bir yay biçimli alettir. Uluğ Bey'in aleti yerin altına açılan bir hendeğe yerleştirilmiş ve dereceler mermer üzerinde ince bölümlerle işaretlenmişti.
Uluğ Bey'in ekibinin yıllarca süren gözlemleri sonucunda hazırladığı astronomi tablolarıdır. Yaklaşık bin yirmi yıldızın konumunu içerir; ayrıca takvim, trigonometri ve enlem-boylam cetvelleri de bulunur.
Yapının yeri uzun süre unutulmuştu. 1908'de amatör arkeolog Vasili Vyatkin eski kayıtlardan yola çıkarak tepede kazı yaptı ve sekstantın yeraltındaki kısmını ortaya çıkardı.
Uluğ Bey 1449'da oğlu Abdüllatif'in düzenlediği bir komplo sonucunda öldürülmüştür. Mezarı Semerkant'taki Gur-i Emir türbesinde, Timur ailesi mezarlarının yanındadır.
Müze ve sekstant kanalıyla birlikte bir saat çoğu ziyaretçi için yeterlidir. Rehberli anlatımı sevenler ya da fotoğraf çekenler biraz daha uzun kalabilir. Afrasiyab Müzesi'ni ekleyince yarım gün planlamak mantıklıdır.
Evet, kısa bir ziyaret olduğu için çocuklarla da rahatça gezilir. Sekstant kanalına inen merdivenler dar olabileceği için küçük çocukların elinden tutulması gerekir. Hikâye anlatımı, çocukların ilgisini canlı tutar.
Medrese, yaklaşık 1417-1420 arasında yapılan ve Registan'ın en eski yapısı olarak anılan eğitim kurumudur. Burada matematik ve astronomi dahil birçok ders verilmiş, rasathane ekibiyle bağlantı kurulmuştur.
Ali Kuşçu, Semerkant'ta Uluğ Bey'in rasathanesinde çalışmış önemli bir bilim insanıdır. Uluğ Bey'in ölümünden sonra yolu Anadolu'ya uzanmış, İstanbul'da ders vermiş ve Semerkant bilgi birikiminin Osmanlı'ya taşınmasına katkı sağlamıştır.
Programlar zamana ve mevsime göre değiştiği için kesin bir söz vermek doğru olmaz. Tur sayfasındaki güncel program bilgisine bakabilir ya da danışmanımıza sorabilirsiniz.