Ballıca Turizm

Bulgaristan'da Gezilecek Yerler: Şehirler, Manastırlar, Kıyılar

Bulgaristan'da nerelere gidilir sorusunun cevabı tek şehirde bitmiyor. Sofya'dan Rila Manastırı'na, Plovdiv'den Nesebar'a görülmesi gereken yerleri ve örnek rotaları sıraladık.

Bulgaristan'da Gezilecek Yerler: Şehirler, Manastırlar, Kıyılar

Fotoğraf: Adam Jones from Kelowna, BC, Canada · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Bulgaristan gezilecek yerler listesi, ilk bakışta küçük bir ülkeden beklenmeyecek kadar uzun. Yüzölçümü Türkiye'nin yanında mütevazı kalsa da Trak krallarından Roma'ya, Bizans'tan ortaçağ Bulgar krallığına, oradan Osmanlı dönemine uzanan tarihsel katmanlar, üç farklı dağ kuşağı ve Karadeniz kıyısı bu topraklara sığıyor. Bu yazıda ülkenin en çok ziyaret edilen noktalarını coğrafi bir sırayla ele alıyor, her birinde ne yapılacağını, ne kadar zaman ayrılması gerektiğini ve rotaya nasıl eklenebileceğini anlatıyoruz. Amaç sizi gereksiz duraklarla boğmak değil; kısa bir tatilde hangi yerlerin gerçekten değdiğini bilmenizi sağlamak.

Sofya: rotanın başlangıç noktası

Başkent Sofya, Vitoşa Dağı'nın eteğinde kurulu, yürünebilir ve rahat bir şehir. Merkezdeki en dikkat çekici yapı Aleksandır Nevski Katedrali. Altın kubbeleri şehrin birçok noktasından görülür; içeride yarı karanlık, ağır bir ikonografi ve mum kokusu sizi karşılar. Hemen yakınındaki Sveti Sofiya Kilisesi çok daha sade bir yapıdır ama şehrin adı bu kiliseden gelir. Merkezde Serdika adıyla bilinen Roma dönemi kalıntıları metro istasyonunun içinde görülebiliyor; bu yüzden yürürken ayağınızın altında yaklaşık iki bin yıllık bir şehrin yattığını hissedersiniz. Sveti Georgi Rotunda'sı ise başkentin en eski ayakta yapılarından biri sayılır ve modern otel binalarının avlusunda saklı gibidir.

Vitoşa Bulvarı şehrin yaya ağırlıklı alışveriş ve kafe caddesi. Akşamları sokak müzisyenlerinin, terasların ve genç kalabalığın yarattığı hava çok rahattır. Biraz sakinlik arıyorsanız Boyana Kilisesi'ne uzanın. Şehir merkezinin kenarında duran bu küçük ortaçağ kilisesi, içindeki duvar resimleriyle UNESCO listesinde yer alır. Hava güzelse Vitoşa'nın alt yamaçlarında kısa bir yürüyüş de yapabilirsiniz; kentin hemen yanında dağa çıkabilmek Sofya'yı diğer başkentlerden ayıran bir özelliktir. Şehri bir tam günde dolaşmak mümkün, iki gün ayırırsanız müzeleri ve semtleri de rahatça görürsünüz. Ayrıntılı bilgi için Sofya rehber sayfamıza bakabilirsiniz.

Rila Manastırı ve Rila Dağları

Ülkenin manevi merkezi sayılan Rila Manastırı, Sofya'dan günübirlik gidilebilecek mesafede. Dağların arasında, ormanlarla çevrili bir vadide yükselen manastırın siyah beyaz çizgili kemerleri, renkli freskleri ve iç avlusu ilk bakışta insanı susturan bir görüntü sunar. Ana kilisenin dış duvarları ve kemerleri son derece zengin biçimde işlenmiştir. İçeride ikonalar, tavandaki resimler ve ortaçağ el yazmaları gibi parçalar bulunur. Manastırın yanındaki müzede ise ahşap oymalı bir haç ve çeşitli dini eşyalar sergilenir.

Manastırın çevresinde kısa yürüyüş yolları var. Vadiden yukarı çıkan patikalar sizi küçük bir mağara ve kutsal sayılan başka mekânlara götürür. Zamanınız ve kondisyonunuz varsa Rila Yedi Gölü rotasını düşünebilirsiniz. Teleferik ve patika birleşimiyle ulaşılan bu buzul gölleri, yaz aylarında ülkenin en sevilen yürüyüş güzergâhlarından biridir. Yüksek kesimlerde kar mayıs ayına kadar kalabilir ve öğleden sonra sağanak sık görülür; bu yüzden yola sabah erken çıkmak ve yanınıza mont almak gerekir. Rila bölgesinde ayrıca Balkanlar'ın en yüksek zirvesi Musala bulunur; deneyimli yürüyüşçüler için güçlü bir hedeftir.

Plovdiv: tepelerin üzerinde kurulu eski şehir

Plovdiv, Avrupa'nın en eski sürekli yerleşimlerinden biri olarak anılır ve yedi tepe üzerine kurulu olduğu söylenir. Roma Antik Tiyatrosu hâlâ konser ve gösteriler için kullanılıyor; oturma sıralarından şehre bakan manzara, Plovdiv'in en etkileyici karelerinden birini verir. Eski Şehir'de ondokuzuncu yüzyıl Bulgar evleri, dar yokuşlar, küçük galeriler ve çiçekli avlular yer alır. Kapana semtinde ise atölyeler, kafeler, sokak sanatı ve butik mağazalarla genç ve yaratıcı bir yüz vardır. Merkezdeki uzun yaya caddesi akşamları iyice canlanır; kafeler dışarıya masa serer ve şehir yürüyüş temposuna girer.

Plovdiv'de tek gece yeterli gibi görünse de iki gece kalmak çok daha keyiflidir, çünkü şehir yavaş keşfedilmeyi sever. Osmanlı döneminden kalan Cuma Camii (Cumaya Camii) de merkezin ortasında hâlâ ayakta duran önemli yapılardandır ve şehrin çok katmanlı geçmişini hatırlatır. Daha fazla bilgi için Plovdiv rehber sayfamıza göz atabilirsiniz. Şehrin güneyinde Rodop Dağları'nın eteğinde duran Bachkovo Manastırı da yarım günlük sakin bir mola noktasıdır.

Veliko Tarnovo, Arbanasi ve ortaçağ Bulgar krallığı

Ortaçağ Bulgar krallığının başkenti olan Veliko Tarnovo, Yantra Nehri'nin derin kıvrımları üzerine kurulu bir şehir. Tsarevets Kalesi, tepede şehre hâkim bir konumda yükselir. Surların üzerinde yürürken nehrin oluşturduğu kanyonu ve aşağıdaki kırmızı çatılı evleri görürsünüz. Kalenin tepesinde yeniden yapılmış bir kilise ve eski kraliyet sarayının temelleri yer alır. Aşağı şehirde Samovodska Çarşısı, zanaatkârların çanak çömlek, ahşap ve dokuma ürünleri sattığı küçük bir sokaktır. Bazı dönemlerde akşamları kalede ışık ve ses gösterisi düzenlendiği olur; takvim mevsime göre değiştiği için gitmeden önce kontrol etmek gerekir.

Yakındaki Arbanasi köyü, taş duvarlı eski konakları ve küçük kiliseleriyle ek bir rota olarak eklenebilir. Köyün sokaklarında yürümek, ondokuzuncu yüzyıl Bulgar kasaba mimarisini yakından görmek için yeterlidir. Veliko Tarnovo için bir gece konaklama idealdir; günübirlik gelenler acele ederse şehrin karakterini yakalayamaz.

Gül Vadisi, Kazanlak ve Trak mezarları

Balkan Dağları ile Sredna Gora arasında uzanan Gül Vadisi, dünyanın en kaliteli gül yağını üreten bölgelerden biri olarak bilinir. Mayıs sonu ve haziran başında gül toplama dönemi başlar; Kazanlak ve Karlovo çevresinde festivaller düzenlenir. Sabah erken saatlerde tarlalara çıkıp çiçek toplamak, ardından gül yağı damıtılan atölyeleri gezmek bölgenin en keyifli deneyimlerinden biridir. Kazanlak'ta ayrıca Trak dönemine ait bir mezar UNESCO listesinde yer alır; özgün mezar korunmak için kapalıdır ama yakınında yapılmış kopyası ziyaret edilebilir. Gül yağı, gül suyu, gül lokumu, krem ve sabun gibi ürünler bölgeden alınacak en tipik hediyeliklerdir.

Bölgenin yakınında, Şipka Geçidi anıtı da Osmanlı-Rus savaşını anlatan yapısıyla bilinen bir durak olarak ziyaret edilir. Gül festivali dönemi yoğun olduğundan konaklamayı önceden planlamakta fayda vardır.

Karadeniz kıyısı: Varna, Nesebar, Sozopol ve Burgaz

Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısı uzun kumsallar, tarihi kasabalar ve yazlık beldelerle doludur. Varna, kıyının büyük şehridir ve deniz kenarındaki geniş bahçesi, arkeoloji müzesi ve plajlarıyla öne çıkar. Nesebar küçük bir yarımada üzerinde kurulu antik bir şehirdir; dar sokakları, ahşap evleri ve Bizans dönemi kilise kalıntılarıyla UNESCO listesindedir. Sozopol daha sakin bir balıkçı kasabasıdır ve eski mahallesinde ahşap evler, küçük meyhaneler ve deniz kenarı terasları bulunur. Burgaz ise bölgenin ulaşım merkezi ve havalimanıyla bilinir. Altın Kumlar ve Güneş Sahili gibi büyük tatil beldeleri daha çok yaz sezonunda dolu olan, otel ağırlıklı yerlerdir.

  • Plaj tatili için en uygun dönem haziran sonu ile ağustos arasıdır.
  • Nesebar'ı sabah erken veya akşamüstü gezmek, öğle kalabalığından kaçmak için iyi bir yöntemdir.
  • Sozopol'un eski mahallesi, daha sakin bir kıyı kasabası arayanlara daha iyi gelir.
  • Varna'da deniz bahçesinde yürüyüş ve müze gezisi yağmurlu günler için de iyi bir plan sunar.

Dağ ve kış turizmi: Bansko, Borovets, Melnik, Belogradçik

Kış aylarında Pirin Dağları'nın eteğindeki Bansko ve Rila'daki Borovets kayak merkezleri Türk gezginlerin de aşina olduğu yerlerdir. Bansko'nun eski mahallesi, taş evleri ve geleneksel meyhane tarzı lokantalarıyla yalnızca kayak için değil, kış atmosferi için de tercih edilir. Yaz aylarında aynı dağlar yürüyüş ve bisiklet için kullanılır. Pirin'in güneyinde Melnik, ülkenin en küçük kasabalarından biridir; kumtaşı kayalıkları ve şarap mahzenleriyle bilinir. Kuzeybatıdaki Belogradçik ise garip biçimli kırmızı kaya oluşumları ve kayaların arasına yerleşmiş bir kale ile fotoğraf meraklılarına hitap eder. Koprivştitsa kasabası ondokuzuncu yüzyıl Ulusal Uyanış dönemi evleriyle bir müze gibi gezilir. Şumnu'daki Tombul Cami ve kale ile Kırcaali ve Rodoplar çevresindeki Türkçe konuşulan köyler ise ortak geçmişin izlerini sürmek isteyenler için ayrı bir bölümdür.

Zamanınıza göre örnek rotalar

Gün sayısıÖnerilen duraklarNot
3 günSofya, Rila Manastırı, PlovdivKısa şehir ve manastır turu
5 günSofya, Rila, Plovdiv, Veliko TarnovoTarih ve kasaba ağırlıklı klasik rota
7 günYukarıdakilere Kazanlak, Varna ve Nesebar eklenirKıyıyla birleşen kapsamlı rota
Kış tatiliSofya, Bansko veya BorovetsKayak, kaplıca ve dağ atmosferi
Yaz tatiliVarna, Nesebar, Sozopol, BurgazDeniz ve kıyı kasabaları

Bu rotalar rehberli tur mantığıyla düzenlenmiştir. Kendi araçlarıyla ya da toplu taşımayla gezenler için bazı duraklar arasında yol süresi uzar; dağ yolları ve kasaba geçişleri tahminden fazla zaman alabilir. Hepsini kısa sürede görmeye çalışmak yerine, her seyahatte iki ya da üç ana odak seçmek en doğrusudur. İlk kez gidenler için Sofya, Rila ve Plovdiv üçlüsü dengeli bir giriş yapar. İkinci seferde ise Veliko Tarnovo, Gül Vadisi veya Karadeniz kıyısını ekleyerek ülkeyi tamamlayabilirsiniz.

Beş günlük klasik rotayı gün gün düşünmek

Elinizde beş gün varsa en dengeli plan, Sofya'yı başlangıç, Veliko Tarnovo'yu ise kuzeydeki durak olarak alan bir halka çizmektir. İlk gün Sofya'ya varıp Aleksandır Nevski Katedrali çevresini, Vitoşa Bulvarı'nı ve Serdika kalıntılarını gezersiniz; akşam yemeğini merkezdeki bir mehanada yersiniz. İkinci gün Rila Manastırı için erken yola çıkılır. Dağ yolunda gidiş yaklaşık iki buçuk saat sürer, dönüşte Sofya'ya ya da Plovdiv yönüne geçilebilir. Üçüncü gün Plovdiv'e ayrılır: sabah Roma Antik Tiyatrosu ve Eski Şehir, öğleden sonra Kapana ve yaya caddesi, akşam teras keyfi. Dördüncü gün Plovdiv'den Veliko Tarnovo'ya uzun bir yol vardır; yolda Kazanlak ve Şipka Geçidi'ne mola vermek hem manzara hem tarih olarak kazançlıdır. Beşinci gün Tsarevets Kalesi ve Arbanasi ziyaretinden sonra Sofya'ya dönüş yapılır.

Bu planın en yorucu kısmı dördüncü gündür çünkü yol uzun ve duraklar çoktur. Eğer yaşlı yolcularla ya da küçük çocuklarla seyahat ediyorsanız Kazanlak molasını atlayıp Veliko Tarnovo'da erken konaklamak daha rahat olabilir. Rehberli turlarda bu yol zaten gün içindeki molalarla bölünür ve sürücü yorgunluğu ortadan kalkar.

Fotoğraf meraklıları için en iyi kareler

Bulgaristan fotoğraf açısından beklenenden cömert bir ülkedir. Sofya'da Aleksandır Nevski Katedrali'ni en iyi gün batımına yakın saatte, kubbelerin üzerine vuran ışıkla çekersiniz. Plovdiv'de Antik Tiyatro'nun üstündeki seyir noktası ve Eski Şehir'in renkli cepheleri, sabahın erken saatlerinde sokaklar boşken çok daha iyi çıkar. Veliko Tarnovo'da Yantra Nehri'nin kıvrımını görmek için Tsarevets Kalesi'nin karşı yamaçlarına çıkılan seyir noktaları kullanılır. Rila Manastırı'nda ise avlunun kemerleri ve freskli dış duvarlar için sabah saatleri tercih edilir; tur otobüslerinin gelişinden önce yarım saat bile fark yaratır. Gül Vadisi'nde hasat sabahı, güneş yükselmeden önce çiçeklerin üzerindeki çiğ en güzel fotoğrafı verir. Karadeniz'de Nesebar'ın ahşap evleri ve kilise kalıntıları akşamüstü altın ışıkta çok güzeldir.

Şehirler arası ulaşım nasıl işliyor

Ülkede otoyol ağı sınırlıdır; Sofya ile Plovdiv arasında hızlı bir yol vardır ama kuzey ve kıyı yönündeki bazı güzergâhlar tek şeritli ve yavaştır. Trenler daha çok konfor beklentisi düşük, fiyat odaklı yolcular için bir seçenektir ve sıklık hattan hatta değişir. Şehirlerarası otobüsler hem yaygın hem ekonomiktir; Sofya, Plovdiv, Veliko Tarnovo, Varna ve Burgaz arasında düzenli seferler bulunur. Ancak manastırlar, köyler ve dağ kasabaları toplu taşımayla zor ulaşılan yerlerdir. Rila Manastırı gibi noktalara kendi imkânlarıyla gitmek isteyenler araç kiralama ya da günübirlik tur tercih eder. Kış aylarında dağ yollarında zincir veya kış lastiği zorunluluğu olabileceğini unutmayın.

Bütçe ve rezervasyon üzerine kısa notlar

Bulgaristan, Orta ve Batı Avrupa ülkelerine kıyasla genelde daha uygun fiyatlı bir gezi sunar. Yine de fiyatlar sezonla değişir: yaz aylarında Karadeniz kıyısı, kış aylarında Bansko ve Borovets pahalılaşır. Müze ve manastır giriş ücretleri düşük düzeydedir ancak güncel rakamlar için gitmeden önce kontrol edilmelidir. Hafta sonları ve resmî tatillerde otellerin dolması muhtemeldir, bu yüzden büyük festivaller ve kayak sezonu için erken rezervasyon önerilir. Rehberli bir tura katıldığınızda konaklama, transfer ve giriş planlaması sizin yerinize yapıldığı için bu tür yoğunluk sorunlarından kolay korunursunuz.

Ailece ve çocukla gezmek

Çocuklu aileler için Sofya'da şehir parkları ve müzeler, Vitoşa'da kısa yürüyüşler ve teleferik uygun seçeneklerdir. Plovdiv'in Antik Tiyatrosu çocuklar için de bir macera alanı gibidir. Karadeniz kıyısında plajlar sığ ve kumsaldır, bu nedenle küçük çocuklu aileler tarafından sevilir. Tsarevets Kalesi'nin merdivenleri ve yamaçları küçük çocuklar için dikkat gerektirir. Manastır ziyaretleri sakin ve kısa tutulmalı, yanınıza su ve atıştırmalık alınmalıdır.

Sofya dışında kısa kaçamaklar

Sofya'da konaklayıp çevreye günübirlik çıkmak, her gün otel değiştirmekten çok daha az yorucudur. Başkentin hemen çevresinde Vitoşa Dağı, Boyana Kilisesi ve Dragalevtsi Manastırı yarım günlük planlara uygundur. Biraz daha uzağa gitmek isteyenler Rila Manastırı'nı, Koprivştitsa kasabasını veya Belogradçik Kayaları'nı gün içinde görebilir; son ikisi uzun yol gerektirdiği için sabah erken çıkmak şarttır. Sofya'nın güneyindeki kaplıca kasabaları kışın sıcak su havuzları ve spa seçenekleriyle öne çıkar.

Tarih meraklıları için ek duraklar

Bulgaristan'da tarih anlatısı tek bir dönemle sınırlı değildir. Trak krallarına ait mezarlar ve altın hazineler, Roma dönemi kentleri ve hamam kalıntıları, ortaçağ kaleleri ve manastır duvar resimleri aynı güzergâhta peş peşe gelir. Kazanlak ve Şipka çevresindeki Trak vadisi, mezar tepeleri ve müzeleriyle tarih meraklılarına ayrı bir rota sunar. Osmanlı izlerini görmek isteyenler Şumnu'daki Tombul Cami'nin yanı sıra Plovdiv'deki Cuma Camii'ni, Rodop köylerindeki taş köprüleri ve eski çeşmeleri not alabilir. Bunlar ülkenin yalnızca bir geçmişi olmadığını, çok kültürlü bir bölge olduğunu gösterir.

İlk kez gidenlerin en sık sorduğu sorular

Bulgaristan'da gezerken yabancı dil sorunu yaşar mıyım diye soranlar çoktur. Büyük şehirlerde, otellerde ve turistik lokantalarda İngilizce rahatça anlaşılır; gençlerin çoğu İngilizce konuşur. Küçük kasabalarda ve köylerde Bulgarca baskındır, ancak jestler ve telefondaki çeviri uygulaması çoğu durumda iş görür. Yazılı tabelalarda Kiril alfabesi kullanılır; bu yüzden harita ve rota uygulamalarını önceden indirmek yararlı olur. Bir diğer sık soru güvenlik hakkındadır: turistik bölgelerde genel olarak sakin bir ortam vardır ama kalabalık yerlerde cüzdan ve çanta güvenliğine her yerde olduğu gibi dikkat etmek gerekir. Geceleri tenha ara sokaklardan kaçınmak ve taksiyi kayıtlı bir hizmetten çağırmak güvenli seçenektir.

Yolculara bir diğer önerimiz, tarihî mekânların giriş ücretlerini ve saatlerini gün içindeki plana göre ayarlamaktır. Pek çok manastır sabah erken açılır ve öğleden sonra erken kapanır. Müzeler ise genellikle pazartesi günleri tatil yapar. Bu ayrıntılar, yoğun bir günde bir ya da iki durağı kaçırmanıza yol açabilecek küçük ama can sıkıcı tuzaklardır.

Gezerken akılda tutulacaklar ve sonuç

Eski şehirlerin kaldırım taşları rahat yürüyüş ayakkabısı gerektirir. Manastırlarda ve kiliselerde omuzları ve dizleri kapatan giyim beklenir, bazı yerlerde fotoğraf çekimi kısıtlıdır. Müze saatleri mevsime göre değişebilir ve pazartesi günleri kapalı olabilir, bu yüzden planı yaparken kontrol etmek yararlı olur. Büyük şehirlerde kart ödemesi yaygındır, köylerde ve küçük pansiyonlarda ise nakit gerekebilir. Vize ve giriş koşulları değişebildiği için gitmeden önce güncel bilgiyi danışmanımızdan almanızı öneririz.

Bulgaristan, bir hafta sonunda da bir haftada da farklı yüzlerini gösterebilen bir ülke. Ülkeyi genel hatlarıyla tanımak için Bulgaristan rehber sayfamıza bakabilir, hazır programları Bulgaristan turları sayfasında inceleyebilirsiniz. Ballıca Turizm, TÜRSAB belgeli bir acente olarak 1996'dan beri rehberli turlar düzenliyor; 7/24 çağrı merkezimizden sorularınızı iletebilirsiniz.

Merhaba, ben Balbi! 👋

Tur bulmanıza yardımcı olayım mı?